Köstebeğin dili yok artık...

Başkan ve teknik adamlar şampiyonluğu garantiye alındı sanırken, gemiyi limana yanaştırmayı unutmuş olabilir mi?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Türk futbolunun büyük kulüplerinin yönetim hatalarını, başarılı oyuncu ve hocaları kaybetme örnekleriyle ortaya koymakta, "gemiyi limana yanaştırma" (sezon sonu başarısı) hikâyesinin yönetim kalitesine bağlı olduğunu vurgulamaktadır. Hollanda'da Ajax örneğiyle, hatta sezon başında geriden gelen PSV'nin nasıl şampiyonluğu kazandığını anlatarak, Türk yöneticilerin "biz haklıydık" söyleminin işe yaramadığını göstermek istemektedir. Peki, bir sezonun son haftasında işin rengi tamamen değişebilirse, yönetim kararlarının doğruluğunu sadece başarı ile mi ölçmeliyiz?

Yine Nisan ayıydı. 21 yıl önce, oradaydım. Galatasaray, Kayseri deplasmanı için şehre gelmiş, otobüsten inerken telefonunu bulamayan Hagi kalabalık arasında kalmış ve o az Türkçesiyle "Dikkat aranızda hırsız var" demeye getirmiş ama haber, "Hagi, taraftara 'hırsız dedi' diye patlamıştı. Sosyal medyanın olmadığı, 200 telefonun video çekmediği yıllar... Hagi, Türkiye'de yeteneği büyük saygı gören ama Galatasaray ile kazandığı şampiyonluklar yüzünden rakip taraftarların da -doğal olarak- sevmediği, hoşlanmadığı bir futbol insanıydı. O gün telefon, Hagi'nin paltosunun astarına kaymış, telefonuna kavuşan Hagi'nin yönettiği takım ertesi gün, 4 golün de son 10 dakikada atıldığı Kayseri deplasmanında 2-2 berabere kalmıştı.

***

Biz gazeteciler çalıştığımız servisleri haberin mutfağı olarak görürüz. En taze haberleri getirmek muhabirlerin işi; onları pişirmek, sayfaya taşımak editörlerin, günün menüsünü belirlemek ise spor müdürünün görevidir. Muhabirin o taze haberi kimseyle paylaşmaması istenir, hele ki malzeme turfandaysa! Muhtemel 11'leri de iletmek muhabirin görevidir ki ben meslek hayatımda 11'i doğru tahmin etmeyip laf işiten muhabir görmedim.

Adı üzerinde muhtemel 11... Lafın geleceği yer şu: Gazeteci 11'i kurumuna iletir, kaynağını gizler, o kaynak kimse kulüp cephesinde Brütüs'tür, Truva Atı'dır, köstebektir teknik adamın gözünde. Okan Buruk, Göztepe maçının ardından bu rahatsızlığını açık açık basın toplantısında paylaşırken köstebeğin kim olduğunu biliyordu ya da sonraki 1-2 günde bu ismin kim olduğunu öğrendi. Okan Buruk da Hagi gibi kariyeriyle saygı gören, başarılarıyla rakipleri öfkelendiren bir futbol insanı... Hagi'den 21 yıl sonra anlamsız bir kaosun içinde Buruk'un takımı, evinde Kocaelispor ile berabere kaldı. Köstebek ne mi oldu Yaşıyor ama dili yok artık...

"BİZ HAKLIYDIK" DERLER...
Beraber hatırlayalım, beraber sorulara cevap bulalım: Bir futbol takımı düşünün, 4 yıl arka arkaya şampiyon olmuş, Avrupa'da 2 kupa kazanmış, 11'inin orta sahasındaki değişmez iki ismine -üstelik biri kariyerinin başındayken- yeni kontrat imzalatmayı başaramıyor, oyuncular bedavaya bonservis kazandırmadan gidiyor... Emre ve Okan, başkan Faruk Süren, futboldan sorumlu yönetici Ali Dürüst...

Bir futbol takımı düşünün, milli takımın sağ beki ve sol bekiyle şampiyonluk sevinci yaşadıktan sonra 12 yıl bu kupaya hasret kalıyor. O sağ ve sol bek, şampiyonluk yarışındaki ezeli rakibine gidiyor. Aynı futbol takımında ülke tarihinin gelmiş geçmiş en yetenekli orta sahalarından biri takımdan gönderilip 4 sezon sonra dönüyor. Caner Erkin, Gökhan Gönül, Emre Belözoğlu. Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım...
Bir futbol takımı düşünün, o sezon atacaklarıyla kulüp tarihinin en çok gol atan yabancı futbolcusu olacak, yönetim tarafından birinci kaptan ilan edilmiş, arka arkaya 3 şampiyonluğun ikisine damga vurmuş ama kontratının son sezonuna giriyor 32 yaşında. Aynı futbol takımını 3 yıldır şampiyon yapan teknik adamın da aynı sezonda kontratı bitiyor ve kulüp başkanı iki isme de sezon başında "Uzatıyoruz" demiyor.