Trump'ın Tahran'a verdiği 10-15 günlük süre dolmadan saldırı kararı aldığı iddia edildi

Eski CIA yetkilisi Kiriakou'nun İran'a yönelik "bugün-yarın saldırı olabilir" iddiası gündemi sarsarken, yönetim içinde siyasi ve operasyonel riskler nedeniyle kararın yönü konusunda görüş ayrılığı yaşandığı ifade ediliyor. ABD ve İran arasındaki gerilim, diplomatik süreçten sonuç çıkmadıkça her geçen gün artıyor ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'a "10–15 gün içinde karar verin" mesajı vermesi bölgede alarm seviyesini yükseltti. Ortadoğu'daki Amerikan askeri varlığını arttıran ancak bu açıklamaya rağmen ABD'nin bugün ya da yarın sınırlı bir saldırı başlatabileceği iddiaları da uluslararası basında yer aldı.


BEYAZ SARAY İKİYE BÖLÜNDÜ KONGREDEN KISITLAMA

Bölgeye iki uçak gemisi ile çok sayıda askeri personel gönderen ABD'nin Tahran yönetimi üzerinde kurmaya çalıştığı "anlaşamazsak saldırırım" baskısı henüz sonuç vermiş değil. Eski CIA yetkilisi John Kiriakou da önceki gün katıldığı bir podcast yayınında, ABD'nin bugün ya da yarın İran'a saldırabileceğini iddia etti. Kiriakou, Beyaz Saray çevresinden edindiği bilgilere göre İran'a mühlet verilmesine rağmen bu süre bitmeden saldırı kararı alındığını söyledi. Öte yandan Beyaz Saray'da ise askeri müdahale ile diplomatik baskı arasında sert bir tartışma yaşanıyor. Yönetim içindeki temkinli kanat hem siyasi hem operasyonel risklere dikkat çekiyor. Danışmanların bir kısmı, yaklaşan ara seçimler öncesinde Trump'ın ekonomi gündemine odaklanması gerektiğini savunuyor. Cumhuriyetçi stratejistler de uzun sürecek bir İran savaşının siyasi açıdan ciddi maliyet doğurabileceği uyarısında bulunuyor. Ayrıca İran'da olası bir "rejim değişikliği" operasyonunun başarı şansına ilişkin kuşkular dile getiriliyor. ABD'nin İran'a yönelik askeri baskı stratejisi devam ederken, başkent Tahran'da siviller gerilimin gölgesinde gündelik hayatlarını sürdürüyor.

Operasyonel riskler ise sadece Washington'daki hesaplarla sınırlı değil. Olası bir saldırı halinde Ortadoğu'daki ABD üslerinin "meşru hedef" olacağı uyarısında bulunan İran'ın Körfez'deki ABD üsleri ile İsrail'i vurabileceği belirtiliyor. Tahran'ın ayrıca küresel petrol ve sıvılaştırılmış doğal gaz ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin geçtiği Hürmüz Boğazı üzerinden küresel enerji akışını etkileme potansiyeli bulunuyor. İran'ın bölgedeki müttefik ve vekil güçleri üzerinden çatışmayı farklı cephelere yayma kapasitesi de Beyaz Saray'ın temkinli kanadını endişelendiriyor. Bu tablo, Kongre'yi de harekete geçirdi. Hem Senato'da hem Temsilciler Meclisi'nde bazı üyeler, Trump'ın İran'a yönelik olası askeri harekâtını Kongre onayına bağlayacak tasarılar üzerinde çalışıyor.


PERŞEMBE ÜÇÜNCÜ TUR GÖRÜŞME

Askeri hazırlık ve sert söylem sürerken diplomatik kanal kapanmış değil. Amerikan Axios'a konuşan bir ABD'li yetkili İran'dan 48 saat içinde detaylı bir teklif almaları halinde Washington yönetiminin görüşmeleri sürdürmeye hazır olduğunu söylerken; Umman Dışişleri Bakanı Bedr bin Hamed el-Busaidi, görüşmelerin üçüncü turunun, 26 Şubat'ta İsviçre'nin Cenevre kentinde yapılacağını duyurdu.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi de CBS kanalına yaptığı açıklamada, ABD heyeti ile müzakerelerin perşembe günü Cenevre'de gerçekleşebileceğini ve ABD'ye sunulacak teklif üzerinde 'hala çalıştıklarını' duyurdu.


İRAN'DAN SUİKAST TEDBİRİ

ABD-İran geriliminde Tahran yönetiminin de olası saldırıya karşı önlemler aldığı ifade ediliyor. Amerikan New York Times'ın haberine göre İranlı yetkililer bu kapsamda hem askeri hem de yönetimsel hazırlıklar yürütüyor. İran, balistik füze rampalarını Irak sınırına, İsrail'i vurabilecek menzile ve Basra Körfezi kıyılarına, bölgedeki ABD üslerini hedef alabilecek konumlara yerleştirdi. Savaş halinde özel polis birlikleri, istihbarat unsurları ve Devrim Muhafızları'na bağlı Besic milisleri ise iç karışıklığı önleme amacıyla büyük şehirlerde konuşlandırılacak. İran'ın hazırlıklarının bir diğer ayağını ise üst düzey yöneticilere olası suikastlar sonrası komuta ve yönetimin korunması oluşturuyor. Buna göre İran'ın ruhani lideri Ali Hamaney, olası suikastlara karşı sistemin devamını garanti altına almak için üst düzey yöneticilere en az dört yedek isim belirleme talimatı verdi. Hamaney ayrıca kendisiyle iletişimin kesilmesi veya öldürülmesi halinde karar alacak dar bir yetki çevresi belirledi. ABD'nin İran'a olası müdahalesinde Hamaney ve üst düzey yöneticilerin doğrudan hedef alınabileceği iddia edilmişti.