Başkan Erdoğan ile Irak Başbakanı Sudani'nin (28 Temmuz 2026) Ankara'daki görüşmesinin ardından imzalanan beş stratejik anlaşmadan özellikle ikisi, Batı basınında geniş yankı uyandırdı.
Irak'tan Türkiye'ye günlük 1 milyon varil petrol sevkiyatını, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığının (TPAO) Kerkük'te BP'nin operasyonlarına yüzde 15 ortak olmasını ve Kalkınma Yolu Projesi'ni jeopolitik ve ekonomik açıdan bir dönüm noktası olarak değerlendirdi. Uluslararası medya, tarihi projeler olarak yorumladı. Türkiye'nin de artan etkinliğine dikkat çekti. Ukrayna Savaşı ve İran Savaşı ile birlikte Karadeniz'den Hürmüz'e, Kızıldeniz'den Doğu Akdeniz'e uzanan geniş coğrafyada artan jeopolitik gerilimler, küresel enerji ve ticaret koridorlarında tarihin en zorlu krizlerinden birine yol açıyor.
Nitekim dünya, kapanan Hürmüz Boğazı'nın nasıl açılacağını ve Babülmendep Boğazı'nın kapanma riskine nasıl çözüm bulunacağını tartışıyor. Küresel üretimin ihtiyaç duyduğu enerji, ham madde ve lojistik hatlarının aynı anda baskı altına girmesiyle birlikte, Türkiye'nin öncülük ettiği küresel ulaştırma koridorları vizyonu daha görünür ve daha önemli bir konuma yükseldi. Irak ile yapılan stratejik Kalkınma Yolu Anlaşması'nın ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Basra Körfezi'nin dünyayla bağlantısının Irak üzerinden sağlanmasını esas alan Kalkınma Yolu Projesi'nin mevcut gelişmeler karşısında daha da önemli hale geldiğini görüyoruz." dedi. Türkiye ile Irak, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında yeni iş birliği adımları attı. Basra Körfezi'ndeki Fav Limanı'nı Ovaköy üzerinden Türkiye'ye ve Avrupa'ya bağlayacak yaklaşık 1.200 kilometrelik demiryolu ve otoyol projesiyle Türkiye, küresel ticarette "merkez ülke" konumunu daha da güçlendiriyor. Projenin sağlayacağı avantajlar şöyle sıralanıyor:
Güvenli bir lojistik koridor oluşturulacak.
Lojistik maliyetleri düşecek.
Tedarik süreleri kısalacak.
Mardin, Şanlıurfa ve Gaziantep başta olmak üzere güzergâh üzerindeki iller önemli lojistik merkezlerine dönüşecek. Türkiye üzerinden dünyaya enerji ve mal sevkiyatı daha güçlü ve kesintisiz şekilde devam edecek. Suudi Arabistan, Türkiye, Pakistan, Mısır, Sudan ve Cibuti'nin de aralarında bulunduğu 14 ülkenin, Kızıldeniz'deki ticaret yollarını korumak amacıyla bir deniz güvenliği koalisyonu kurulması önerisine destek verdiği açıklandı. Ayrıca Babülmendep Boğazı ile Aden Körfezi'ndeki ortak denizcilik çıkarları da korunacak.

9