Güçlü Türkiye

BAŞKAN Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye adına son bir hafta içinde gerçekleştirdiği üç büyük diplomatik ve stratejik hamle, Ankara'nın "çok boyutlu, bloklar arası dengeleyici ve küresel ölçekte otonom güç" olma vizyonunu simgeliyor:

1. Mekke Ortak Savunma Anlaşması ve İstanbul Zirvesi,

2. Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Bişkek Zirvesi'ne Erdoğan'ın katılımı,

3. ABD liderliğindeki Artemis (Uzay) Anlaşması'na Türkiye'nin katılımı.
Bu hamleler, Başkan Erdoğan liderliğindeki Türkiye'nin tek bir merkeze (Batı veya Doğu) bağımlı kalmadan jeopolitik seçeneklerini artırdığına işaret ediyor. Bu üç çok önemli hamlenin anlamını, önemini ve birbirleriyle olan stratejik bağlarını kısaca analiz edelim.

Yeni Dünya Düzeni'nin inşa edildiği 2015-2035 döneminde, Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Bişkek Zirvesi'ne Başkan Erdoğan'ın katılımı ve Rusya lideri Putin başta olmak üzere Asya liderleriyle gerçekleştirdiği ikili görüşmeler dünyada büyük yankı uyandırırken, Doğu Bloku'nda da Türkiye'nin varlığını pekiştirdi.

Türkiye, AB'nin çifte standardıyla üyelik kapısında bekletilen ve NATO üyesi olan bir ülke olarak, ŞİÖ masasında yer alarak Batı'ya karşı "Alternatifsiz değilim" mesajı veriyor.

Başkan Erdoğan, Doğu Bloku'na da "Avrupa ve Orta Doğu kapınız benden geçer" mesajını iletiyor.

MEKKE SAVUNMA İTTİFAKI

Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan'ın dışişleri bakanları, savunma bakanları ve genelkurmay başkanları, İstanbul'da "Mekke Savunma İttifakı" adıyla yeni ve çok kutuplu bir güvenlik mimarisinin kurulduğunu tüm dünyaya ilan etti. İstanbul Zirvesi ile tarihî yürüyüşünü başlatan Mekke Savunma İttifakı'nın, yalnızca Orta Doğu'yu değil, Güney Asya ve Doğu Akdeniz hatlarını da kapsayan devasa bir jeopolitik kuşağı etkisi altına alacağı değerlendiriliyor.