Dünyaya Irak mesajı

Başkan Recep Tayyip Erdoğan ile Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani'nin Ankara'daki görüşmesinin ardından yapılan, "Irak'tan Türkiye'ye her gün 1 milyon varil petrol sevkiyatı" açıklaması ve imzalanan beş stratejik anlaşma, geniş yankı uyandırdı. Erdoğan ile Sudani'nin gerçekleştirdiği görüşmede, Türkiye açısından tarihî öneme sahip bir gelişme daha yaşandı. Yaklaşık 100 yıl aradan sonra ilk kez bir Türkmen valinin, Mehmet Seman Ağa'nın Kerkük Valiliği'ne getirilmesi; bölgesel istikrar ve Türk dünyası açısından tarihî bir eşik olarak değerlendirildi.

Türkmenlerin Irak'ın beşerî zenginliğinin vazgeçilmez bir parçası olduğunu belirten Erdoğan, bu güzel insanların Türkiye ile Irak arasındaki en güçlü kardeşlik bağı olduğunu ifade etti. Musul ve Kerkük; tarihî Misak-ı Millî sınırları içinde yer almaları, yoğun Türkmen nüfusunu barındırmaları ve enerji-jeopolitik dengelerin merkezinde bulunmaları nedeniyle Türkiye açısından hayati öneme sahiptir. Bu iki şehir, Türkiye Cumhuriyeti'nin sınır ötesindeki en hassas millî güvenlik ve kültür havzalarının başında gelmektedir. Birinci Dünya Savaşı sona erdiğinde işgal edilmemiş olan Musul ve Kerkük, Osmanlı Meclis-i Mebusanı tarafından ilan edilen Misak-ı Millî sınırları içerisinde yer alıyordu. Ancak Lozan'da çözülemeyen Musul meselesi, İngiltere'nin baskıları ve Milletler Cemiyeti'nin aldığı kararlar sonucunda 1926 Ankara Antlaşması ile Irak'a bırakılmak zorunda kalındı. Türkiye, bu bölgeleri Irak'ın toprak bütünlüğünün korunması şartıyla bırakmıştı. Bu nedenle Ankara, Musul ve Kerkük'ü hem bir beka hattı hem de gönül coğrafyamızın ayrılmaz parçaları olarak görmektedir.

Başkan Erdoğan ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin kararlı iradesiyle yürütülen "Terörsüz Türkiye" vizyonunun "Terörsüz Bölge" vizyonuna dönüşebilmesi, büyük ölçüde Irak sahasında elde edilecek diplomatik ve askerî başarıya bağlıdır. Bu süreçte Irak'ın oynadığı rol son derece kritiktir.
Türkiye içerisinde silahlı varlığı büyük ölçüde sona eren terör örgütünün Irak'taki yapılanmasının da tamamen tasfiye edilmesi gerekmektedir.

ÇERÇEVE YASA

"Terörsüz Türkiye Çatı (Çerçeve) Yasası", PKK'nın silah bırakması, kendisini feshetmesi ve tasfiye sürecinin ardından uygulanacak hukuki zemini oluşturmak amacıyla hazırlanıyor. Sürecin şeffaf yürütülmesi amacıyla TBMM bünyesinde bir "Gözetleme ve Denetleme Mekanizması" kurulacak, güvenlik birimleri düzenli olarak Meclis'i bilgilendirecek.

Çerçeve yasa kesinlikle genel af veya kişiye özel af niteliği taşımayacak. Düzenleme, tüm terör örgütlerini değil; yalnızca silah bıraktığını ve kendisini feshettiğini ilan eden PKK yapılanmasına yönelik uygulanacak. Geçmişte bombalama, sivilleri hedef alan saldırılar veya doğrudan adam öldürme suçlarına karışmamış örgüt mensupları, TCK'daki etkin pişmanlık hükümleri kapsamında değerlendirilecek.