Caydırıcılığın yeni adı: Türkiye

Kahraman Türk Ordusu, Başkomutanı ile birlikte Efes-2026 Tatbikatı'nda tarihe damga vurdu. Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Efes- 2026 Tatbikatı'ndan dünyaya "Büyük Türkiye" mesajı verdi. Tatbikat kapsamında Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, yaptığımız sohbette çarpıcı tespitlerde bulundu.


Bakan Güler'in şu ifadesi, Türkiye'nin nereden nereye geldiğinin tarihî göstergesidir: "Artık caydırıcılığın yeni adresi Türkiye'dir." İstikrarsızlığın ve belirsizliğin had safhaya çıktığı bir güvenlik ortamından geçiyoruz. Savunma alanında güçlü ve bağımsız olmayan milletlerin geleceğe güvenle bakabilmeleri mümkün değildir. Türkiye'nin katkı sunmadığı hiçbir güvenlik ve istikrar denkleminden kalıcı sonuç alınamayacağı açıkça görülmektedir. Bakan Güler'in stratejik açıklamalarını bilgilerinize sunuyorum: Cumhurbaşkanımızın ve Sayın Bahçeli'nin inisiyatifiyle başlatılan "Terörsüz Türkiye" sürecinin başarılı olmasını samimiyetle arzu ediyoruz.


PKK ve iltisaklı tüm gruplar koşulsuz olarak silahlarını teslim etmelidir. Temmuz ayında Ankara'da NATO Liderler Zirvesi düzenlenecek.
Geçen ay NATO Genel Sekreteri ülkemizi ziyaret etti. Görüşmemizde, NATO marjında planlanan "Savunma Sanayii Forumu"nun müttefikler arasındaki savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesine sağlayacağı katkıyı teyit ettik. İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY) askerî iş birliğini dikkatle takip ediyoruz. Bu girişimin askerî açıdan Türkiye'ye karşı tehdit oluşturması söz konusu değildir. GKRY, bölgede istikrarsızlığın sebebi olan aktörler için rol üstlenmektedir.


Bu durum, GKRY halkı açısından ileride güvenlik sorunu hâline gelebilir. Ege ve Doğu Akdeniz'de yapıcı diyalogdan yanayız.
Ancak müttefiklik ruhuna aykırı adımların sahadaki durumu değiştiremeyeceği de bilinmelidir. Türkiye olarak Kıbrıs Türklerinin güvenliğini tehdit eden hasmane tutumlara karşı, garantörlüğün bize vermiş olduğu yetkileri kullanmaktan çekinmeyiz. Suriye'de kalıcı istikrarın sağlanması yönündeki kararlılığımızı sürdürüyoruz.


Gelişmeleri "stratejik sabır" ve çok boyutlu güvenlik yaklaşımıyla ele alıyor; sınır güvenliğimizin sağlanması ve terör yapılanmalarının tamamen tasfiyesi için yoğun çalışma yürütüyoruz. Suriye'de petrol sahalarının kontrolü ve gümrük kapılarının yönetiminin; egemenlik ve toprak bütünlüğü temelinde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. SDG'nin yerel yapılara entegrasyona uyum sağladığı görülmektedir. Askerî entegrasyon sürecinde bazı sorunlar bulunmakla birlikte ilerleme kaydedilmektedir.


ABD-İsrail/İran hattındaki gerilim; hava ve füze tehditlerinden enerji arz güvenliğine, deniz ticaret yollarının emniyetinden teröre kadar uzanan geniş bir eksende güvenlik ortamındaki kırılganlığı artırmaktadır. Bizim yaklaşımımız nettir: "Bölgesel gerilimlerin kalıcı çözümü askerî yöntemlerde değil, diplomasi ve diyalog zeminindedir." Türkiye, Pakistan, Katar ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ağırlığı yüksek ülkeler arasında geliştirilecek iş birliği mekanizmaları; bölgesel ve küresel barışa, ekonomik güvenliğe önemli katkılar sunacaktır. Hürmüz Boğazı'ndaki gelişmelere küresel enerji güvenliği ve deniz ticareti açısından büyük hassasiyet gösteriyoruz.