Aç-kapa!

ABD, Hürmüz Boğazı'nı kontrol edemeyerek 1956 Süveyş Krizi'ndeki İngiltere'nin kaderini mi yaşıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, ABD'nin İran'la olan Hürmüz Boğazı gerginliğinde yaşadığı kontrol kaybını, İngiltere'nin 1956'da Süveyş Kanalı'nda yaşadığı hegemony kaybına benzeterek analiz ediyor. Yazar bu paraleli, küresel ticaret yollarında ABD'nin hâkimiyetinin zayıfladığını ve Çin-Rusya'nın bölgesel etkisinin arttığını göstermek için kullanıyor. Ancak bu tarihi analoji, ABD'nin bugünkü askerî ve teknolojik kapasitesinin 1956'daki İngiltere'nin durumundan gerçekten kıyaslanabilir mi?

28 Şubat'ta ABDİsrail'in İran'a saldırmasıyla başlayan savaş, 41. gününde ateşkes anlaşmasıyla durmuştu. 15 günlük ateşkes sürecinde ABD ile İran arasında ikinci İslamabad masasının kurulması için başta Pakistan ve Türkiye olmak üzere çeşitli ülkeler arabuluculuk çabası sarf ederken, Hürmüz Boğazı üzerinde manidar, tuhaf ve trajikomik bir bilek güreşi de yaşanıyor. İran, önceki gün Hürmüz Boğazı'nı açtığını açıklamış; ABD Başkanı Trump ise İran'a teşekkür etmiş ve Washington ile Tahran arasındaki görüşmelerin yeniden başlayabileceğini ifade etmişti. Bir gün sonra İran, ABD'nin ablukayı sürdürmesi nedeniyle Hürmüz Boğazı'nın yeniden kapatıldığını bildirdi. Yapılan açıklamada, "Bu nedenle Hürmüz Boğazı'nın kontrolü önceki hâline geri döndü ve bu stratejik su yolu artık silahlı kuvvetlerin sıkı yönetimi ve kontrolü altındadır" denildi. Trump sert tepki gösterdi. Hürmüz bölgesi 24 saat içinde adeta ateş denizine döndü.
Hürmüz'den geçmeye çalışan gemilere ateş açıldı. Dünya yeniden panikte... Hürmüz Boğazı'nı açmayı başaramayan ABD, İngiltere'nin 1956 yılında yaşadığı Süveyş Kanalı bozgununa benzer bir kaderle karşı karşıya kalabilir. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması ya da "aç-kapa" senaryoları, tarihsel olarak 1956 Süveyş Krizi'ni ve onun jeopolitik sonuçlarını hatırlatıyor. 1956 Süveyş Krizi, İngiltere'nin küresel bir süper güç olarak hâkimiyetinin sona erdiği, "güneş batmayan imparatorluk" döneminin kapandığı tarihî bir kırılma noktasıdır. 26 Temmuz 1956'da Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnasır, İngiliz ve Fransız çıkarlarının kontrolündeki Süveyş Kanalı'nı millileştirdi. İngiltere, Fransa ve İsrail kanalı geri almak için gizli bir plan yaptı. İsrail'in Sina'ya girmesinin ardından İngiliz ve Fransız birlikleri "koruma" bahanesiyle müdahale etti. Ancak İngiltere, bu girişimde ABD'nin ekonomik baskısı ve Sovyetler Birliği'nin sert muhalefetiyle karşılaştı. ABD'nin finansal destek vermemesi ve İngiliz sterlini üzerindeki baskı, Londra'nın geri çekilmesine yol açtı. Bu durum, İngiltere'nin artık ABD'den bağımsız olarak Orta Doğu'da ya da dünyada tek başına hareket edemeyeceğini gösterdi.
Süveyş'i kaybetmek, İngiltere'nin 200 yıllık küresel hegemonyasının sonu olurken, ABD'nin küresel güç olarak yükselişinin önünü açtı. Bugün Hürmüz'ü açamayan ABD'nin de benzer bir prestij ve güç kaybı sürecine girip girmediği tartışılıyor. ABD'nin küresel güç dengelerindeki konumu sorgulanırken, bu durumun bir dönüm noktası olabileceği konuşuluyor.