Boğaza nazır cümleler

Boğazlar yalnızca coğrafya değil, insanlığın yaşam damarıdır; peki kontrolünü kaybeden toplumlar gerçekten çıkışsız mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, boğazların (hem bedensel hem coğrafi) stratejik önemini insanlık tarihinin ana dinamiği olarak sunuyor ve bu kontrolün kaybedilmesinin devlet, toplum ve dinsel değerleri yok ettiğini savunuyor. Ancak boğazları korumak için ne kadar güç kullanılması gerektiği ve bunun ahlaki sınırları belirsiz kalmakta, meşru savunma ile saldırganlık arasındaki çizgi bulanıklaşmaktadır.

Dünya ve insanlık var olduğu müddetçe boğazlar meselesi o derin anlamını ve stratejik önemini mahşer sabahına kadar kaybetmeyecektir.

Tarih bize göstermiştir ki ; boğazlarını kaybeden insanlar canlarından, devletler ise vatanlarından olmuşlardır.

İnsanlık tarihini boğazlar üzerinden okuduğunuzda söz konusu okumanın bizi getirdiği ve götürdüğü nokta şudur:

"Can boğazdan gelir, boğazdan gider. Sadece ağızlarımıza tat veren gıdalar değil, dünyaya ve insanlığa hayat veren ne varsa alayı boğazdan gelir, boğazdan geçer. Bugün boğazlarına dikkat etmeyen insanların ve devletlerin, yarın dikkat edecekleri hiçbir şey kalmaz. İnsandaki ve coğrafyadaki boğazda mündemic inceliklerin altını kalın çizgilerle çizemeyen insanları ve devletleri tarih bir gün mutlaka defterden siler.

Bedendeki boğazla coğrafyadaki boğazın vazife ve işlevleri birbirine benzemesinin aleme ve ademe en yüksek perdeden haykırdığı yüce hakikat şu olsa gerektir:

"İnsan küçük bir kainat, kainat ise büyük bir insandır"

İnsan ile vatan boğazları arasındaki benzerlik sadece vazifeyle sınırlı değildir elbette. Bu iki boğaz arasında daha ne benzerlikler vardır. Okuyana, bilene, düşünene, anlayana, sorana, kafa yorana.

Katledilmek istenen insanın boğazı sıkılır, yok edilmek istenen ülke ise boğazdan yıkılır.

Çanakkale mektebinin insanlığa öğrettiği en mühim hakikatlerden biride şudur:

Ümüğünüzü sıkmaya gelen dış düşmanlarımızı, boğazınıza dökemezseniz, içinizden sökemezsiniz. Boğazlar anlam ve önemlerini dar olmalarına borçludurlar. Evet boğazlar dardır, dar olmalarının da nice hikmetleri vardır. Dar boğazların zahmet ve meşakkatlerine sabredemeyenler genişlik menziline varamazlar. Bolluk selametine eremezler.

''Genişliği gökler ile yer arası olan'', rıza rahmet, kerem bolluk ve bereket diyarı esenlikler ülkesine uçabilmek için adına dünya denen şu dar boğazı yakin iman, salih amel, güzel ahlak, sabır, metanet ve istikametle geçmek gerekmiyor mu

Uykusuzluk, alın teri, gayret, fedakarlık ve mahrumiyet, darboğazlarından geçmeden başarı, zafer, galibiyet ve mazhariyetin sırrına erdim, menziline vardım, diyenlere bakmayın. Konuşsalar da duymayın, duysanız da inanmayın.

Evet, boğazları korumak mühimdir. Fakat hayli güçtür, her gelene geç demek bilseniz ne büyük suçtur. Boğazları sıkılırken elleri armut toplayanların kainat bahçesinden paylarına düşen tek bir meyve vardır: "Ayva."

Savaş meydanlarında boğazları sıkılamayan cemiyet ve devletleri gırtlaklarına kadar borçlandırmak günah bataklıklarına sürükleyerek boğmaya çalışmakta farklı bir boğaz sıkma yöntemi ve denemesidir.

Dinimiz, dilimiz, tarihimiz, kültürümüz,medeniyetimiz, sanatımız, edebiyatımız..

Evet, bu değerlerimizin hepsi şirke, küfre, zulme, ihanete ve zillete karşı bizi emniyette ve selamette kılan her biri birer mukavemet menba-ı mesabesinde olan muhkem, muhteşem ve muhterem boğazlarımızdır. Boğazımızı sıkmaya gelen düşmandan kurtuluşun tek bir çaresi vardır, boğazını sıkmaya gitmek.

Görmüyor musunuz, boğazı sıkılan sarı domuzun dünyası nasıl da yıkılıyor. Boğazlarımız bizim kırmızı çizgilerimizdir. Bedenimizden haramlar, ülkelerimizden de haremiler geçemez.