Size şapka çıkarıyorum

Doksan dakika nefeslerimizi tuttuk; adeta ekranlara kilitlendik. Bu sıradan bir gece değildi, ucunda yılların özlemi ve kocaman bir hedef vardı. Üstelik sahada; yetenekli, genç, dinamik ve uzun yıllar Ay - Yıldızlı formayı taşıyacak bir jenerasyon bulunuyordu.

Kapalı savunmalara karşı zorlandığımız bir gerçek. Ancak bu kilidi açabilecek 'çilingir' ayaklarımız az - buz değil. İlk yarıda topa daha çok sahip olan, oyunu yönlendiren taraf bizdik. Kosova savunmasını zaman zaman zorladık, boşluk aradık, denedik. Fakat işin finalinde, net pozisyon üretiminde ciddi eksiklikler yaşadık.

Buna karşın Kosova'nın disiplinli savunma anlayışı ve hızlı geçişleri bizi zorladı. Nitekim 28. dakikada Asllani'nin adeta füze gibi şutunda Uğurcan Çakır'ın parmak ucuyla yaptığı dokunuş ve ardından topun direkten dönmesi, sadece bir pozisyon değil, aynı zamanda yürekleri ağıza getiren bir andı.

Zoru sevmek, zoru başarmak bizim genlerimizde var arkadaş! İster çelikten duvar örün, ister beton dökün... Bizim için farketmez. Yeter ki isteyelim; o duvarı gerekirse matkapla deler, yerle bir ederiz!

Kosova'nın direnci 53'te kırıldı... Kenan Yıldız soldan aktı, kafasını kaldırdı, altıpasın hemen önünde Orkun Kökçü'yü gördü. Tecrübeli ayak gelişine dokundu... Çizgi üzerinde Kerem Aktürk sahneye çıktı ve fişi çekti.

Eksiğimiz, gediğimiz ya da top kayıplarımız beni hiç ama hiç ırgalamıyor! Böylesi bir final maçında skor tabelasına bakarım, rakam bizi mi gösteriyor, evet önemli olan budur. İster kötü oyna, ister iyi oyna Dünya Kupası finalleri biletini aldık mı, aldık, gerisi detaydır.