Başakşehir deplasman değil; şuracıkta, burnunuzun dibinde! Deplasman mazeretlerine sığınamazsınız. Demem o ki; ilk yarıdaki o etkisiz, silik futbol Beşiktaş'a inanın hiç ama hiç yakışmadı!
Evet, Başakşehir baskılı başladı, oyunun kontrolünü de eline tuttu ilk yarıda. Ama Kartal'ı bu kadar dağınık, topu uzaklaştırırken bile adeta acemiliğe soyunmuş halde görmemiştim. "Kontrollü oynayacağız" deniyor… Bu mu kontrollü oyun hocam Rakibin bir topu direkten dönüyor, iki net şutu Ersin çıkarıyor. Bu tablo kontrol değil, risk demektir. Ya topla çıkarken yapılan kayıplara, rakibe atılanlara ne demeli
Ersin kardeş; üzerinde baskı olduğunu biliyorum, öz güveninin zedelendiğinin de farkındayım. Ama Selke'nin golünde savunma kadar senin de payın var. Rakip baskıyı artırmışken, bazen gelişine vurup oyunu rahatlatmak gerekir. Hep pasla çıkma ısrarı doğru mu, orası da tartışılır, vur gitsin başın ağırmasın!
Yeni golcü Oh boş geçmiyor. Elbette uyum süreci olacak; kim ne kadar katkı verecek zaman gösterecek. 43'te skoru eşitleyen Oh, en azından kenardaki teknik heyete derin bir "oh" çektirdi. Toure'nin 34'teki sakatlığı ise Beşiktaş'ın en büyük handikapıydı bence. Çünkü Toure ham çabuk, hem de adam eksiltiyor, yani hücumdaki kozuydu, çıktı Rashica girdi.
Beşiktaş ikinci yarıda biraz toparlanırken, ev sahibi takım pes etmedi, etkili ve de baskılı oyununu sürdürdü. Nitekim Shomurodov'un şutu direkte patladı. Valla Ersin, ikinci yarıda iki net gole set çekerken, 58'de devreye Orkun girdi, Oh'un asistiye ceza alanına giren kaptan şık biri vuruşla Kartal'ı öne geçirdi.

27