Beşiktaş'ın Norveçli hocası Ole, maç öncesinde tur formülünü 'Ön alan baskısı' diye açıkladı... Evet, haklıydı... Oyunu domine etmenin sırrı da burada yatıyordu zaten!
Bu oyunda dışarıdan ahkam kesmek kolaydır, zor olan Ole'nin uyarılarını sahada uygulamaktır. Nitekim, Kartal sahaya üçlü savunmayla çıktı... Ole'nin düşüncesi, kadro kalitesiyle doğru orantılıydı.
Dedik ya, evdeki hesap, bu oyunda çarşıya her zaman uymaz! Ole'nin unuttuğu, Lozan'ın atletik oyunculardan kurulu bir ekip olmasıydı... Baskı, pres iyi hoş da, bunu yaparken telaş yapmayacaksınız, orta sahayı sağlam tutacaksınız, topa sahip olacaksınız, çıkarken top kaybetmeyeceksiniz!
İşte tüm bu unsurlar ilk yarıda kağıt üzerinde kaldı. Tammy Abraham bir pozisyon buldu, onu da atamadı. Takımın oyununa bakınca insan bu Abraham daha fazla ne yapabilir ki diyor. Bir sağa bir sola, bir savunmaya, bir forvete koşuyor... Topla buluştuğunda da son vuruşlara enerjisi kalmıyor. O yüzden kaçırdıklarına kızamıyorsunuz. İkinci yarıda da müthiş bir arzu ortaya koydu, adeta gol için çırpındı, ama olmadı. Yine de helal olsun ona.
Bir övgümüz de kaleci Mert Günok'a olacak. Neler çıkardı, neler! Son saniyelerde rakip kaleye gitti, kafayı çaktı, kaleyi bulamadı.
Kritik bölgelerde top kaybederseniz rakip faturayı keser, Konferans Ligi hevesi bile kursağınızda kalır!
Öyle hücuma ailecek çıkarsanız, arkanızı sağlama almazsanız çabuk oyunculardan kurulu Lozan'a bile boyun eğmekten kurtulamazsınız
Beşiktaş'ın hocasını anlamakta zorlanıyorum! Paulista'yı oyundan alması, yerine Muçi'yi ikinci yarıda sahaya sürmesi anlaşılır gibi değil! Paulista sakatlansaydı tamam... Elinin altında Tayyip var, Necip var, Jurasek var, artı Demir Ege var, onlar ne güne duruyor