Türkiye üretim kapasitesi, işgücü kapasitesi ve kalifiye işçilikle dünya yat sektöründe Hollanda'yı geride bırakarak İtalya'nın ardından ikinci sıraya yerleşti. Sektör ihracatta bu yıl rekor kırmaya hazırlanıyor. Sektör temsilcilerine göre; katma değerli üretimle ihracat artıyor ancak iç pazara üretim yapan küçük işletmeler şu sıralar zor günler geçiriyor.
Yat sektöründe sıçrama yapan Türkiye, 24 metre ve üzeri süperyat üretiminde dünyada İtalya'nın ardından ikinci sırada yer alıyor. Daha birkaç yıl önce üçüncü sırada olan ülkemiz Hollanda'yı geride bıraktı. 100 binlerce kişiye istihdam sağlayan gemi ve yat sektörünün ülke ekonomisine katkısı da büyük. Gemi, yat ve hizmet (bakım, onarım gibi) ihracatı 2025 yılında yaklaşık 2.3 milyar dolara ulaşarak rekor kırdı. 2026'da bu rakamın üzerine çıkılacağı öngörülüyor.
Haberin DevamıABD VE AVRUPA'YA İHRACAT
Türkiye'nin başlıca yat ihracat pazarlarını Avrupa ve ABD oluşturuyor. Rakamlar güzel mesaj verse de sektörün de kendine göre dertleri var. Artan maliyetler, global belirsizlikler, 2017 yılında getirilen vergi teşviklerinde eski tarifeye dönülmesi, marinalardaki kapasite azlığı... Yaşanan gelişmeler özellikle iç pazara üretim yapan küçük işletmeleri etkiliyor. Sektördeki son durumu ve talepleri Yat ve Tekne Endüstrisi Derneği (YATED) Yönetim Kurulu Başkanı Murat Bekiroğlu'dan dinledik.
İÇ PAZAR YÜZDE 40 DARALMIŞ
Türkiye'de hâlihazırda 24 metre ve üzeri 141 süperyat projesinin üretim aşamasında olduğunu belirten Bekiroğlu, "İtalya'daki proje sayısı 562. Üretim altyapımız ve işgücü kapasitemizle Hollanda'yla aradaki farkı açabiliriz. Ama İtalya'nın üretim hacmine kısa vadede ulaşmak zor. Türkiye'nin hedefi üretim adedinden çok katma değeri artırmak olmalı" dedi. İç pazara da değinen Bekiroğlu, "İç pazardaki satışlar yüzde 40 civarında geriledi. Daralma özellikle 5-15 metre arasındaki tekneleri üreten yerli firmaları etkiliyor" diye konuştu.
MARİNA KAPASİTESİ TALEBİN ÇOK GERİSİNDE
Türkiye'nin toplam marina bağlama kapasitesinin yaklaşık 26-27 bin tekne olduğunu söyleyen Bekiroğlu, şöyle devam etti: "Buna karşılık Türkiye'de irili ufaklı yaklaşık 135 bin tekne var. Mevcut marina kapasitesi, toplam tekne sayısının yalnızca yaklaşık beşte birine karşılık geliyor. Türkiye'de yaklaşık 85 marina bulunuyor. İstanbul'da Kalamış, Tuzla, İstinye ve Tarabya gibi mevcut bağlama alanlarında yoğun doluluk yaşanıyor. Avrupa ülkeleriyle karşılaştırıldığında Türkiye'nin bağlama kapasitesinin oldukça düşük. Fransa 9-10 kat, İtalya'nın 8 kat, İspanya'nın ise 6-7 kat daha fazla kapasiteye sahip. Bağlama kapasitemizi en az iki katına çıkarmalıyız."
Haberin DevamıTEKNE BAĞLAMA FİYATI 450 EURO'YA FIRLADI
Marina bağlama ücretlerinde son beş yılda çok hızlı arttı. Göcek örneğini veren Bekiroğlu, yıllık metrekare bağlama fiyatının 5 yılda 60 Euro'dan 450 Euro'ya çıktığını söyledi. Bekiroğlu, 12-13 metrelik bir yelkenli için yıllık marina bedelinin yaklaşık 18-20 bin Euro'ya ulaşabildiğini aktardı. 150-200 bin Euro'luk bir yelkenli için bu fiyat yüksek bulunuyor. Talep ve kapasite yetersizliği fiyat artışında etkili. Bekiroğlu, 300- 400 tekne kapasiteli bir marinanın yıllık yaklaşık 15-20 milyon dolar kazanç sağlayabileceğini hesapladı. Böylece Türkiye'deki marinaların 1 milyar dolarlık yıllık kazanca ulaşabildiği belirtiliyor. Yan sektörlerle etkisi 3-4 milyar dolara çıkıyor.
Haberin DevamıMONACO'DA 650 EURO, GÖCEK'TE 2 BİN EURO
Bekiroğlu, Türkiye'deki marina fiyatlarının uluslararası rekabet gücünü kaybettiğini göstermek için Monaco ve Göcek karşılaştırması yaptı. Verdiği örneğe göre 42 metrelik bir teknenin Monaco Port Hercule'de yüksek sezondaki gecelik bağlama ücreti yaklaşık 650 Euro. Aynı teknenin düşük sezondaki bağlama ücreti yaklaşık 350 Euro. Göcek'te ise benzer büyüklükteki bir teknenin gecelik bağlama ücretinin 1.800–2.000 Euro'ya ulaşabiliyor. Fiyatlara ek hizmetler de eklenebiliyor. Bekiroğlu, Türkiye'nin geçmişte yabancı yatçılar açısından sahip olduğu fiyat avantajını kaybettiğini söyledi.

30