İzmir mega bir çöp şehir: Ruhsarı düşen, köhne bir taşra kasabası

​İzmir ve göz bebeği Çeşme, uzun süredir Türkiye'nin modern yüzü olma iddiasından oldukça uzakta. Kronikleşmiş bir yönetim vizyonsuzluğunun kurbanı durumunda. Ben Çeşme Alaçatı'da yazlık evi olan bir kişiyim. Mesleğim gereği ve sosyal bir insan olmamdan ötürü her kesim ile muhabbet ederim. Bugün körfez kokusundan kentin en mutena sokaklarına kadar yayılan çöp dağları ağır bir ihmal, kentin üzerine ölü toprağı serpilmişçesine bir manzara yaratıyor.

ÇÖP VE ALTYAPI ÇIKMAZI: SOVYET BLOKLARINI ANDIRAN MANZARALAR

​Şehrin temel belediyecilik hizmetlerinden mahrum bırakılması, artık gizlenemez bir boyuta ulaştı. İzmir'in gelir seviyesi yüksek lüks semtlerinden en dezavantajlı mahallelerine kadar hatta Türkiye turizmini oluşturan Çeşme, Foça, Sığacık, Seferihisar, Urla her yerde aynı tablo hâkim: Toplanmayan çöpler, bakımsızlıktan kurumuş park ve bahçeler, sulanmayan yeşil alanlar, her türlü sinek çeşidinin bolca var olduğu ve pis kokular. İzmir ve çevresi bakımsızlığın ve köhneliğin kalesi olmuş durumda bunu CHP 'ye ya da yakın gelecekte CHP'den çıkma Yeni Partili vatandaşlarda aynı şeyi söylüyor. Biz bunlardan bıktık ama çare yok elimiz bunlara gidiyor diyor. Katiline aşık olan sevgili gibi adeta, İzmir vatandaşı ile CHP ve anlayışından türeyen siyasî partilere bağlılık. Aslında nevrotik ve marazi bir durum. Bu durumu çok kıymetli dostum Psikiyatr Dr. Gülseren Budayıcıoğlu hocama İstanbul'a gittiğimde soracağım. Bu İzmir'deki insan psikolojisinin tıbbi olarak karşılığı nedir diye bakalım ne sonuçlar çıkaracak.

​İzmir ve Çeşme, adeta Sovyet Rusya dönemindeki köhne ve bakımsız şehirleri andıran bir görünüme büründü. Estetikten uzak, her köşesi dökülen, çağ dışı bir kentsel doku kentin ruhunu tamamen tüketmiş durumda. Vatandaşlar yaz aylarında bile temel kentsel ihtiyaçların karşılanmadığını, özellikle turizm sezonunun en hareketli dönemlerinde dahi Çeşme'de aynı çöp ve bakım krizlerinin yaşandığını hayretle izliyor.

VİZYONSUZLUK VE TOPLU TAŞIMA KRİZİ

​İzmir'in en büyük kronik sorunlarından biri de ulaşım. Vatandaşlar yaz aylarında hareketliliğin doruğa çıktığı dönemlerde vapur ve metro seferlerinin sabaha kadar uzatılmasını talep ediyor; ancak yerel yönetim bu seslere kulak tıkıyor. "Nasıl olsa oy veriyorlar" anlayışıyla hareket eden CHP belediyeciliği ya da CHP içinden çıkmış Yeni Parti anlayış bu iki siyasî bakış anlayışı kenti kaderine terk etmiş ve adeta bir mega gecekondu kentine dönüştürmüştür.