Türk sineması, Anadolu'nun kendine has mizahını toplumsal dinamiklerle harmanlayan hikâyeleri her zaman sevmiştir. 25 Eylül'de vizyona girmeye hazırlanan Damat Mektebi, bu geleneğe hem taze hem de oldukça eğlenceli bir halka eklemeye aday. MTN Medya bünyesinde Metin Demir'in yapımcılığını, Hakan Kurşun'un ise yönetmenliğini üstlendiği filmden yayınlanan ilk fragman, sinemasal ritmi yüksek, bol kahkahalı bir seyirliğin müjdesini veriyor.
İki gerçek hikâyeden uyarlanan ve senaryosu Sinan Biçici'nin imzasını taşıyan film, aslında modern çağın en büyük meselelerinden birine mizahi bir mercekle yaklaşıyor: İletişim, değişim ve erkek dünyasının biçimsel kabuklarını kırma çabası.
Hikâyenin geçtiği köyde uzun süredir düğün davulları çalmamaktadır. Kız ailelerinin "şehirli damat" kriteri karşısında çaresiz kalan, evlilik umutları tükenen köyün gençleri için radikal bir adım atılır: Alışılagelmiş köy kahvesi kapatılır ve yerine bir "Damat Mektebi" kurulur. Kahvehanenin o pasif, vakit öldüren atmosferinden çıkıp mektep sıralarına geçen genç erkekler; kendilerini doğru ifade etmeyi, özgüven kazanmayı ve en önemlisi kadınlarla sağlıklı iletişim kurmayı öğrenmek zorundadır.
USTA KADRO GÜÇLÜ MİZAH
Bir komedi filminin başarısındaki en kritik eşik şüphesiz oyuncu kadrosudur. Damat Mektebi, bu konuda oldukça sağlam bir temele dayanıyor. Sermiyan Midyat, Algı Eke, Füsun Demirel, Cezmi Baskın ve Mustafa Kırantepe gibi Türk sinema ve tiyatrosunun güçlü isimlerini bir araya getiren yapım, karakter odaklı mizahın hakkını vereceğinin sinyallerini veriyor. Usta oyuncuların ekran enerjisi ve rol dağılımı, fragmandan anlaşıldığı kadarıyla çatışmayı ve mizahı sürekli diri tutuyor.
Filmin en dikkat çekici yanı ise sadece "evlilik komedisi" olmakla kalmayıp; gelenekler, köyün değişen güç dengeleri ve şehir-köy çatışması üzerinden sosyolojik bir alt metin sunabilmesi. Gençlerin "iyi bir koca" olabilmek için girdikleri dersler ve verdikleri mücadele, izleyiciye bir yandan bolca kahkaha vaat ederken diğer yandan ilişkilerdeki samimiyet ve değişim üzerine tatlı bir sorgulama alanı açıyor.
Köyün oturmuş düzenini altüst eden bu sıra dışı okulun maceralarını izlemek, son dönemde beyazperdede özlediğimiz sıcak ve samimi komedi atmosferini yakalamak isteyenler için güzel bir fırsat olacak. Ders zili 25 Eylül'de çalıyor; bakalım köyün bekarları bu zorlu sınavdan geçebilecek mi
***
ARTER'DE BİR CUMARTESİ GECESİ
Şehrin temposu gecenin karanlığıyla birleştiğinde sanat büyüleyici bir atmosfere bürünür. Taksim'in ve Tepebaşı'nın yanı başında yükselen Arter, 19 Eylül Cumartesi günü kapılarını gece yarısına kadar açık tutarak sanatseverlere tam anlamıyla multidisipliner bir gece vaat ediyor: Paribu ile "Arter'de Uzun Cumartesi".
Günün ilk ışıklarından gece yarısına uzanan bu yoğun program, sergilerden çocuk atölyelerine, felsefi ve politik söyleşilerden belgesel gösterimine, canlı konserden DJ performansı ve rehberli turlara kadar sanatın her tonunu bir araya getiriyor.
SERGİLERİN GECE YARISI BÜYÜSÜ
Günün ve gecenin odak noktasında elbette güncel sergiler yer alıyor. 19 Eylül boyunca Kütüphane ve Kitabevi dâhil tüm mekânlar gece yarısına kadar ziyarete açık. Üstelik Paribu ve Paribu Pass kullanıcıları için sergi girişleri, sesli rehberler ve turlar gün boyunca ücretsiz.
Açık olacak sergiler ise şöyle:
Mehtap Baydu'nun solo sergisi: Seni Sevmek Çok Zor!
Arter'in üretim desteği verdiği yapıtlardan seçki sunan grup sergisi: Yapım Aşamasında
Tayfun Erdoğmuş'un Türkiye'deki ilk kurumsal solo sergisi: Atlas 1/137,035999
Arter Koleksiyonu'ndan 24 sanatçıyı buluşturan: Gökyüzü Şekerdendi
Sergileri derinlemesine keşfetmek isteyenler için 12.00'de İngilizce; 13.00, 15.00, 17.00, 18.30, 20.30 ve 22.00 saatlerinde Türkçe rehberli turlar düzenlenecek.

37