Yeni Türkiye'nin hegemonik iksiri

1990'lardan sonra 'medeniyetler çatışması' ve 'terör ile savaş' stratejisi üzerinden dünyayı yeniden dizayn etmeye çalışan ABD, bu projelerde istediğini tam elde edemedi. Soğuk Savaş döneminden zaferle çıkan ve tek küresel hegemon konumuna yükselen ABD'nin küreselci ve neo-liberal piyasa ekonomisine dayalı 'Yeni Roma' olma hayali akamete uğradı.
Bu da haliyle özellikle Batı'nın ötekisi konumundaki Fransız ve Rus kökenli analizciler ile ABD sayesinde küresel bir güce dönüş(türül)en Çinli birçok akademisyenin jeopolitik küresel gidişatı yanlış değerlendirmelerine yol açtı.
Nasıl ki Almanya ve Japonya, Amerika'nın II. Dünya Savaşı sonrası başarılı rejim değiştirme projeleri ise Güney Kore ve Çin de ABD'nin Soğuk Savaş sonrası dönemindeki başarılı iki projesidir.
Benim de aralarında yer aldığım birçok kalem son yıllarda ABD liderliğindeki Batı'nın hegemonik çöküş içinde olduğunun altını çizdi, çiziyor. Fakat Batı içindeki Fransız ve Rus muhaliflerle Çinli yazarlar daha çok ABD'nin zayıfladığını ileri sürüyor. Yanılıyorlar.

***

Evet, Batı'nın hegemonik gücünün azaldığı doğru. Dünyada yeni kutuplar yükseliyor. Fakat bir Batı çözülürken diğerinin bugünlerde yeniden yükselişe geçtiğini göz ardı ediyorlar. Çözülen Batı'nın iktidardaki postmodern, neo-liberal ve küreselci Batı olduğunu unutmayalım.
Donald Trump ile Avrupa'da yükselen sağın temsil ettiği yeni Batı ise piyasa kapitalizmini savunan küreselci liberal Batı'nın aksine reel jeopolitik hamlelerle dikkat çekiyor. Bunun en somut aktörü ise yeni muhafazakâr Batı'yı sembolize eden Trump.
Küresel sistemi I. ve II. Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş sonrası dönemlerde tam üç kez dizayn eden ABD, şu an hem jakoben hem daha reel-politik bir strateji izleyerek hedeflerine ulaşmaya çalışıyor.
Kendi kurduğu sistemi kendisi yıkan ABD, orta ve uzun vadede istediği başarıya ulaşmayı hedefliyor. Bunun ilk işaretini de Suriye ile Venezuela'da verdi. Haliyle Hürmüz ve İran ile Yemen ve Babülmendep krizlerini de yeni küresel düzenin işaret fişeklerinin atıldığı yerler olarak görmek lazım. BM başta olmak üzere NATO, AB, DB, IMF, DSÖ ve DTÖ gibi küresel statükonun her kalesine saldıran ABD Başkanı Trump, güç yoluyla istediği dünyayı inşa edeceğine inanıyor.

***

ABD bu yolda siyonist İsrail ve Avrupalı müttefikleri yerine