Anadolu ülkesinden bir dünya devletine ve oradan da küresel medeniyete doğru yol alan Türkiye'nin önündeki en büyük sorun sal sömürgeci dış güçlerin 'ulus inşası nation building' projesidir. Bu hin proje çerçevesinde ülkemize dayatılan vesayete dayalı 'emperyal işgal ideolojisi'dir.
Bu ideoloji ortadan kalktığı zaman Türkiye'nin hızını yavaşlatan CHP muhalefeti, TÜSİAD'ın hadsizliği, terör sorunu veya ekonomik kuşatma gibi engeller de birer birer yok olacaktır. Türkiye artık bu hedefe tamamen kilitlenmiş durumda.
Devletimiz yaptığı hamlelerle bu sömürgeci işgal zihniyetini ve beslediği yerli odakları ortadan kaldırıyor. Aksi halde iç cepheyi güçlendirmek zorlaşacaktır. Zira yeni bir dünyanın kurulduğu bu kritik aşamada bir yüzyılı daha kaybetme lüksümüz yok.
Ufukta köklü bir 'zihni mıntıka temizliği' görünüyor. Başta medya, akademi ve sermaye kesimi olmak üzere vesayet bataklığında boy veren bütün kurum ve kuruluşlar 'vesayetten uzağa ve temize çekilmeli...'
Zira hiçbir bağımsız ülke kendi topraklarında emperyal güçlerin at koşturmasına seyirci kalamaz. Unutmayalım ki vesayet ideolojisi bin bir suratlıdır. Sadece muhalefetin içinde yuvalanmaz.
TÜSİAD'a, CHP'ye veya The Economist'e bakıp "İşte vesayet odakları ve efendileri! Yine aynı teraneleri sayıklıyorlar!" deyip geçiştirmek kolaycılık olur. Vesayet ideolojisi sistemin her katmanına nüfuz etmeye çalışır. İşini şansa bırakmaz.
Hiç ummadığınız yerden uç verir. Haliyle emperyal güçlerin ülkemize yönelik kirli projelerinin sadece terör örgütlerinden ibaret olduğunu sanmak safdillik olur. En tehlikeli vesayet odağı ise devletin gücünü, imkân ve makamlarını kullanıp memleketin barış ve istikrarını dinamitleyenlerdir.
Bunlar halka, değerlerine ve bazı kesimlerin hak taleplerine hemen kılıç çekerler. Marksist retorikteki 'ideolojik eşitleme' hinliğiyle en doğal hak taleplerini bile terörize edip mağdurları teröristleştirirler. Bu jakoben zihniyete fırsat vermemek lazım.
Çünkü çarpık vesayetçi zihniyet sahipleri kültürel, tarihi, mezhebi, etnik ve diğer sosyo-ekonomik toplumsal zenginliklerimizi dahi bir 'rejim sorunu'na dönüştürür.
Vesayetçiler inşa yerine yıkımı, istikrar yerine kaosu hedefler. Örneğin

103