Türkiye faktörü

Küreselci kartel medyanın da artık itiraf ettiği gibi sadece ABD'de değil dünyada da Donald Trump fırtınası esecek. Bu fırtına bazı yerlerde doğal olarak yıkımlara yol açacak. Felakete maruz kalacakların çoğunun Joe Biden'ın dümen suyundan giden Avrupalı ülkeler olduğunu söylemeye gerek yok. Hatta kabinesinde birçok azılı siyoniste yer vermesine rağmen İsrail'de bile gözle görülür bir Trump endişesi hâkim.
Sadece rahat olan iki ülke var. Biri Türkiye, diğeri Rusya. Bu rahatlık sadece Sayın Erdoğan ve Vladimir Putin'in, Trump ve en güvendiği yeni küresel diplomatı Elon Musk ile sahip olduğu kişisel ilişkilerden kaynaklanmıyor.
Bunun ana nedeni, Türkiye ile Rusya'nın küresel ve bölgesel siyasette sahip oldukları ağırlık. Dolayısıyla Trump'ın ikinci çağında Amerikan dış siyasetinde en dikkate değer aktörler Ankara ve Moskova olacak.

Zaten bunun işaretlerini görmeye de başladık. Zira ABD'deki güç değişimine en hazırlıklı ülkelerden biri olan Türkiye, yaptığı hamlelerle ezberleri bozup iç cephesini sağlamlaştırarak küresel diplomasideki pozisyonunu daha da perçinledi.
Nitekim Türkiye'nin bu stratejisinin etkisi Trump daha göreve başlamadan her yerde hissediliyor. Suriye'de Biden dönemindeki statüko sarsılıyor. Gazze'de oyunun kuralları yeniden belirleniyor. Avrupa'da terör örgütü PKK'ya yönelik son dönemde yoğunlaşan operasyonlar dikkat çekiyor.
ABD ve Avrupa ile Türkiye arasındaki makas gözle görülür şekilde kapanıyor. Batılı akademi ve siyaset dünyası ile medyada Sayın Erdoğan'ın realist diplomasisini alkışlayan analizler artıyor.
Çünkü şu anki mevcut düzenin de kurulacak yenidünya düzeninin de en kilit ülkesi Türkiye. Türkiye'yi