Dünyamızı köklü biçimde yeniden şekillendiren ABD, Rusya ve Çin arasındaki büyük güç rekabetini küçümsememek lazım. Zira bütün büyük güçler dünyaya ait olmak yerine ona sahip olmak ister. Şu an böyle kritik bir süreçten geçiyoruz. Unutmayalım ki günümüzün bütün kriz ve çatışmaları bu rekabetin birer sonucudur.
Hâliyle bu amansız yarışın nasıl biteceği de şimdiden merak ediliyor. Bloomberg, CNN, BBC, NYT, FT ve WSJ'deki küreselcilere göre Donald Trump yönetimindeki ABD, Çin ile giriştiği ticaret yarışını da yeni soğuk savaşı da askeri mücadeleyi de kaybedecek.
Muhafazakâr ve yeni sağ kanada mensup anti-küreselci FOX TV ve The American Conservative (TAC) erbabına göre ise ABD'nin altın çağı aslında daha yeni başlıyor. Görüldüğü üzere tablo nereden ve hangi perspektiften baktığınıza göre 180 derece değişiyor. Peki, bizim bakış açımıza göre nasıl bir küresel manzara şekillenecek Ya da kim ne kadar haklı
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in Tucker Carlson ile yaptığı mülakatta dile getirdiği üzere tarifeler sadece tarifelerden ibaret değil. Yüksek gümrük duvarlarının ardında ekonomik faydayı aşan birçok jeopolitik ve kültürel hesap da var. Bakan Bessent tarifelerin karmaşık projeksiyonunu üç sacayağı şeklinde kristalize etmiş... Ve bunları da "Gelir, koruma ve yabancı ülkelerden siyasi tavizler koparmak" diye sıralamış.
Bu bağlamda Trump, gümrük tarifelerinden elde edeceği yıllık 300 milyar doları ABD'nin en fakir yüzde 75'lik kesiminin ödediği 275 milyar dolarlık vergiyi sübvanse etmede kullanmayı planlıyor. Yani eğer tarifelerden beklenen para gelirse en alttaki Amerikalıların vergileri silinecek. Zaten ABD Başkanı Trump, 27 Nisan'da yaptığı açıklamada "Gümrük tarifelerinden gelir geldikçe birçok kişinin Gelir Vergileri önemli ölçüde azaltılacak, hatta belki tamamen ortadan kaldırılacak. Odak noktası yılda 200 bin dolardan

94