Ukrayna savaşı, Gazze'deki soykırım ve Suriye'deki halk devrimi, küresel statükoda derin sarsıntılara yol açtı. Bu gelişmeleri kimileri Pax- Americana'nın gerilemesi olarak okuyor. Kimileri de dünya düzeninde değişim isteyen Rusya, Çin ve Türkiye gibi revizyonist güçlerin Batılı statükoya meydan okuması şeklinde yorumluyor.
Bazı ufak farklara rağmen bu genelleme çoğunlukla herkes tarafından benimseniyor. Fakat Donald Trump'ın izleyeceği stratejiler şimdiden bütün bölgesel dengeleri ve küresel gidişatı alt edecek mahiyette görünüyor.
Zira temel olarak Türkiye ve Avrupa'yı yanına alıp öncelikle İran'ı kontrol altına almayı, Rusya'yı dışlamayı ve Çin'i dizginlemeyi hedefleyen Amerikan genel stratejisi artık değişkenlik gösteriyor. Güç dengesini korumaya dayalı eski politika artık tek seçenek değil.
İkinci Trump yönetimi Ortadoğu, Avrupa ve Hint-Pasifik bölgesi başta olmak üzere egemen olduğu alanlardaki küresel jeopolitiğin dinamiklerini kökten değiştirmeyi amaçlıyor. Çünkü Trump bu gaye için Pax-Americana'yı dahi yıkmayı göze alabilecek kadar devrimci ve yer yer anarşik bir stratejik proaktiveyi savunuyor.
Demokrasi yerine iç piyasayı önceleyen ve bu düşüncesini de "Önce Amerika" sloganıyla dile getiren Trump eğer dediklerini yaparsa Financial Times'tan Gideon Rachman'ın da işaret ettiği gibi ABD küresel ve bölgesel statükoyu değiştirmeyi hedefleyen Türkiye, Rusya ve Çin gibi güçlerden daha baskın ve daha radikal bir revizyonist aktör olarak sahneye çıkacaktır. Bu da bütün dengelerin, paradigmaların, sınır, harita ve anlayışların kökten dönüşümüne yol açacaktır.
Tarihi bir ironi olsa gerek Trump'ın yemin töreni, Davos'taki Dünya Ekonomik Forumu'nun açılışıyla aynı gün olan 20 Ocak'ta gerçekleşecek. Davos, elitlerin yönettiği neoliberal küreselleşmenin sembolüdür.
Ancak Trump hem küreselleşmenin hem de demokrasi ve piyasa kapitalizmini harmanlayan neo-liberal değerlerin yeminli düşmanı olarak öne çıkıyor. Davosçular serbest ticareti ve küresel işbirliğini savunurken Trump, "gümrük tarifesi"nin en sevdiği kelime olduğunu belirterek küresel işbirliği arayışlarını "Önce Amerika" diyerek reddediyor.
Ne var ki Trump'ın bu yaklaşımı rakiplerinden çok Batı'nın güç tekelini darbeliyor. Çünkü Trump, ABD'yi zayıflatan asıl faktörün Çin, Rusya veya Türkiye gibi aktörlerin meydan okumalarından çok sadık müttefikleri konumundaki

89