Terör ve soykırımın panzehiri birliktir

Gazze'yi yakıp yıkarak haritadan silme isteği sadece sadist siyonist rejimin yöneticileri ile sınırlı değil. Hitler'den devşirilen neo-nazist Holokost anlayışı İsrail toplumunun bütün kesimlerine de nüfuz etmiş durumda. Yahudi kamuoyunun ruhuna, beynine ve iliklerine kadar işlemiş olan 'soykırım kültürü' sadece Gazze'yi değil Batı Şeria ve Doğu Kudüs'teki bütün Filistinlileri de katliamdan geçirmeyi kapsıyor.
İsrail'de nereye bakılırsa bakılsın Gazze Kasabı Netanyahu'yu aratmayan bir vampirlik psikolojisi görülüyor. Knesset komitelerinde, muhalefet toplantılarında, haber bültenlerinde, tartışma programlarında, akademide, düşünce kuruluşları ile konvansiyonel ya da dijital medya organlarında, insanların Filistinli bebeklerin büyüyüp 'birer Sinvar olmalarını engellemek için' topluca katledilmesini savunduğu bir neo-nazi soykırım kültürü hâkim.

En ilginci de Yahudi kamuoyunun soykırım saldırılarının genişletilmesine daha da fazla destek vermesi. Bunun en belirgin örneği Lübnan'da yaşandı. İsrail, bomba yerleştirdiği çağrı cihazları yoluyla binlerce sivilin ölümünü göze alan tekno-terör saldırısı düzenledi. İsrail kamuoyu bu vahşeti sadistçe alkışladı. Şimdi İran'a saldırmayı ve tüm bölgeyi yakıp yıkmayı istiyorlar. Hem İsrail halkı hem de muhalefet soykırım saldırılarına ve bölgesel savaşa iştahla arka çıkıyor.
Gazze yanarken 'gayrimenkul' planları yapan Netanyahu'nun aşırı sağcı koalisyonunun nüfuzlu üyeleri ile işgalci yerleşimci örgüt Nahala taraftarları Gazze'de son Filistinli katledilinceye kadar saldırıların durmamasını istiyor.
Nahala Derneği'nin kurucusu Daniella Weiss, "Büyük İsrail'in sınırları Fırat'tan Nil'e uzanıyor. Bu topraklar vaat edilmiş topraklar (arz-ı mevud). Bu ne zaman olacak Şimdi tam zamanı" diyerek Netanyahu ile aynı hedefi paylaştığını açıklıyor.
Haliyle İsrail'in resmi siyaseti olan arz-ı mevud anlayışı Batı destekli bir soykırım