Suriye'de kilit aktör Türkiye

Yaptığı hamlelerle bölgesel ve küresel dengelere yeniden format atan Türkiye sadece Suriye'deki halk devriminde değil devrim sonrası geçiş ve inşa sürecinde de en belirleyici aktör konumunda. Nitekim Suriye'nin geleceğine dair diplomasinin merkezinde yine Türkiye var.
Dolayısıyla dün Ürdün'ün Akabe kentindeki zirvede yanına dost ülke Katar'ı da alan Türkiye bir bakıma yeni Suriye'nin temsilcisi olarak hareket etti.
Sayın Hakan Fidan, Arap Birliği ülkelerinin yanı sıra BM, ABD ve AB'nin de katıldığı zirvede Suriye'nin birliği, toprak bütünlüğü, egemenliği, istikrarı ve ülkenin terör örgütlerinden arındırılması gibi temel taleplerimizin altını bir kez daha çizdi.
Türkiye ile Katar bundan sonraki uluslararası zirvelerde de yeni Suriye yönetiminin diplomatik kazanımları için önemli roller üstlenecek.
Çünkü iki ülke de Suriye'deki yeni yönetimle daha muhalefet oldukları dönemden bu yana çok yakın ve stratejik ilişkilere sahip.
Haliyle Ankara ve Doha, Akabe'de yaptıkları hamleyi uluslararası tüm platformlara da taşıyacak.

Unutmayalım ki Şam düşmeden bir gün önce Esad'ın kalemi 7 Aralık'ta Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'ın katıldığı Doha Zirvesi'nde kırılmıştı. Bu gerçeği o gün Katar Emiri Es-Sani de tıpkı Sayın Erdoğan gibi 'Esad fırsatı kaçırdı' sözleriyle vurgulamıştı.
Sayın Fidan da Doha'daki görüşmelerin bazı detaylarını vermeye başladı. Fidan, Doha'da Rus ve İranlı bakanları ikna edip 'rejimin muhaliflere karşı hava saldırılarını nasıl önlediklerini' aktardı.
Ayrıca Fidan, Türkiye'nin kararlılığını gören Rus ve İranlı bakanların Esad'a telefon ettiğini ve bu telefondan sonra Esad'ın ülkeyi terk etme kararı aldığı bilgisini de paylaştı. Haliyle Suriye'deki halk devriminde Türkiye'nin oynadığı tarihi rol böylece tescillenmiş oluyor.
Üç gün önce de Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Sayın İbrahim Kalın Şam'daydı. Emevi Camii'nde namaz kıldı. Ardından Esad'ı deviren Heyet Tahrir'üş Şam'ın (HTŞ) lideri Muhammed Golani'nin sürdüğü araba ile camiden ayrıldı.

Arabadaki Kalın-Golani karesi tarihiydi. Zira bu stratejik kare, Türkiye'nin yeni Suriye yönetiminin ana destekçisi, hamisi ve rehberi konumunu daha da kuvvetlendiren dünyaya verilmiş güçlü bir mesajdı.