Batı dediğimiz dünya aslında yekpare değil. Temelde iki Batı var. Biri Anglosakson dünyası. Diğeri ise Almanya ve Fransa'nın liderliğini yaptığı kıta Avrupası. Anglosakson dünyasının temel paradigması İskoç aydınlanmasına dayanıyor. Avrupa aydınlanması ise Fransa'nın lokomotifliğindeki İtalya, İspanya ve Almanya'dan besleniyor.
Batı içinde birbirine zıt modernite veya aydınlanma düşüncesi temelde liberal ve bireysel anlayış ile onun karşıtı olan devletçi ve toplumcu yaklaşımla simgeleniyor. Hemen her alanda bu iki zihniyetin mücadelesini görüyoruz. Şimdi liberal ve bireysel düşünceyi temsil eden Anglosakson cenahı içindeki ayrışma dikkat çekiyor.
Özellikle ABD Başkanı Donald Trump'ın Ukrayna savaşında İngiltere'den farklı bir strateji izleyip Rusya ile el sıkışması ve Kanada'ya yönelik agresif açıklamaları kuzenler arasında derin bir hoşnutsuzluğun yeşermesine yol açtı. İngiltere stratejik sessizlikle maruz kaldığı şoku atlatmaya çalışırken Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda gibi Anglosakson dünyasının demirbaşları Trump ve temsil ettiği anlayışa kazan kaldırıyor.
***
Donald Trump etkisi nedeniyle Latin Amerika'dan Japonya'ya, Ortadoğu'dan Avrupa'ya kadar birçok ülkede muhafazakâr partiler iktidara gelirken Kanada ve Avustralya'da Trump'ın açık desteğine rağmen muhafazakârlar kaybetti. Her iki ülkede de liberal ve işçi partileri zafere ulaştı.Daha da ileri giden Kanada ve İngiltere, Trump'ın baş düşman ilan ettiği Çin ile yeni açılımlar yapmaya çalışıyor. Bir bakıma İngiltere, Kanada, Yeni Zelanda ve Avustralya, Komünist Çin'i liberal kuzenleri ABD'den daha güvenilir buluyor.
Liberal ve kapitalist değerler sistemine dayalı Anglofon dünya içeriden bölünüyor. Oysa Winston Churchill, İngilizce konuşan dünyanın küresel düzeyde uygarlığın lokomotifi olduğunu iddia ediyordu. ABD ve Büyük Britanya'nın inşa ettiği bu Anglofon dünya sadece jeopolitik bağlamda çözülmüyor. Değerler düzeyinde de derin bir kırılma söz konusu.
Kanada Başbakanı Mark Carney, 21 Ocak'ta Davos zirvesinde zaten bu çatlağı dile getirmişti. "Dünyanın bir geçişin değil kopuşun ortasında olduğunu" belirten Carney, bu çıkışıyla Anglofon cephedeki uyuşmazlığın ayrışmayı da geçen bir temelli kopuşa doğru ilerlediğinin altını çizmişti.
***
Çoğu İskoç kökenli John Locke, John Milton, Adam Smith, David Hume, Thomas Reid, John Stuart Mill, Herpert Spencer ve Thomas
12