Ne DEAŞ ne de Trump!

ABD'deki 'terör şovu'nu gerçekleştiren odaklara pabuç bırakmayan Donald Trump verdiği mesajda "Amerika'yı şiddet yanlısı pisliklerden tamamen temizleyeceğim. 20 Ocak'ta görüşmek üzere" diyerek meydan okudu. Nereden bakılırsa bakılsın ABD'yi ve Batı dünyasını zor bir yıl ve gelecek bekliyor. Özellikle Trump'ın gelişiyle birlikte kutuplaşma hem ABD'de hem de Atlantik bloku içinde daha da tırmanacak.
Ancak Trump'ı 'Derin ABD'den ziyade Çin'in saldırıları zorlayacaktır. Çin, terör eylemleriyle eşzamanlı olarak 2 Ocak'ta aldığı kararla savunma devleri Lockheed Martin ve Boeing Defense'in de aralarında bulunduğu 28 ABD şirketine ihracat kontrolü uygulayacağını açıkladı. Bu hamle yeni ticaret savaşının da işaret fişeği oldu aynı zamanda.
Zamanlama bu kararın bir tesadüf olmadığını gösteriyor. Zira Trump seçim kampanyasında Çin yapımı mallara yüzde 60 gümrük vergisi koymayı ve Çin yatırımlarının daha sıkı denetlenmesini defalarca vaat etmişti. ABD'nin ateşine ateşle karşılık veren Çin ticari stratejiyi sıfır toplamlı bir oyun olarak algılayan Trump'a göre hamleler yapıyor.

Unutmayalım ki Trump'ın ilk döneminde uyguladığı tarifeler ve ticaret engelleri küresel tedarik zincirlerinde şok dalgalara yol açmıştı. 2025'te dinamikler değişti ama hafiflemedi. Küresel ekonomi zaten enflasyonist baskılar, enerji güvensizliği ve savaş hayaletiyle boğuşuyor. Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasındaki ticaret savaşı bu zorlukları daha da kötüleştirecektir.
Joe Biden yönetiminin önceki gün iletkenler, kuantum hesaplama veya askeri uygulamalara sahip yapay zekâ sistemleri alanında faaliyet gösteren Çinli firmalara yatırım yapan Amerikan kuruluşlarına karşı devreye soktuğu yeni hukuki ve cezai yaptırımlar, ticaret savaşını daha da kızıştıracak.
İktisadi ve jeopolitik gerginliğin yarattığı ikili baskı, ABD-Çin arasındaki finansal etkileşimleri karmaşık hale getirerek iki süper güç arasındaki artan güvensizliği had safhaya çıkaracaktır. ABD tarifeleri ve cezaları artırırken Pekin ise yeni finansal kısıtlamalar getirerek savaşa savaşla karşılık veriyor.
Üstelik her iki ülke de sadece ekonomik hâkimiyet için değil aynı zamanda ideolojik üstünlük için de yarışıyor ve çatışmayı demokrasi ile otoriterlik arasındaki bir savaş olarak