Karadan işgal başladı
ABD ve İsrail İran'ı parçalamak için stratejik işbölümüne girdiyse, Hürmüz Boğazı'nı kontrol etmek gerçekten kara harekâtının başladığını mı gösterir?
Yazar, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarının farklı hedefleri olduğunu ancak koordineli bir strateji izlediklerini iddia ediyor: ABD enerji kaynakları ve jeopolitik kontrol için, İsrail ise rejimi çökmesi sonrası etnik-dini parçalanmayı hedeflediğini savunuyor. Bu iddiaları, bölgedeki askeri operasyonların stratejik deseni ve ABD'nin nokta operasyonlarını kara harekâtının hazırlığı olarak yorumlamasıyla destekliyor. Ancak, bu tür gizli planları ne kadar kesinlikle bilmek mümkün?
İsrail ve ABD'nin İran'a yönelik başlattığı saldırıların siyasi ve jeopolitik hedefleri ısrarla dünya kamuoyundan gizleniyor. ABD tarafı, "Amacımız rejim değişikliği değil rejimin tavrını değiştirmek" kamuflajına sarılıyor. İsrail ise hedefini açık açık 'rejimin değişmesi, bu olmazsa da çökmesi' şeklinde tanımlıyor.
Oysa İsrail'in asıl niyeti rejimin çöküşünden daha ileri noktalara uzanıyor. Unutmayalım ki rejimi yıktıktan sonra İran'ı dini ve etnik temelli fay hatlarına göre parçalama stratejisi izleyecek olan İsrail, bu yolla siyonist projenin diğer aşamalarına geçmeyi planlıyor.
ABD'nin İran savaşı ise daha çok emperyal hedeflere endeksli. Ülkenin kaynaklarını ve jeopolitik imkânlarını kullanmaya odaklanan bir saldırı ve istila konsepti ile hareket ediyor Amerika.
Haliyle ABD'nin izlediği strateji, sömürgeci taleplerini kabul edecek şekilde rejimi dönüştürmeye dayanıyor. Hedefleri ayrışsa da İsrail ve ABD, iş bölümüne ve eşgüdüme dayalı bir saldırı konseptiyle hareket ediyor. Bu bağlamda İsrail daha çok rejimi çökertecek siyasi suikastlara, askeri ve ekonomik yapılara yoğunlaşıyor. ABD ise İran'ın nükleer gücünü sıfırlayıp zengin petrol yataklarına ev sahipliği yapan Huzistan eyaletini ele geçirip Hürmüz Boğazı'nı da kontrol etmeyi ve Umman Denizi'ndeki Çahabahar limanına kadar uzanan güneydeki bölgelerde üstünlük sağlamayı planlıyor. ABD'nin payına düşen alanın uzunluğu 1800 kilometreyi buluyor. İsrail'in özel ilgi alanına giren yerler ise daha çok 511 kilometrelik Türkiye-İran sınır hattı ile 1609 kilometrelik Irak-İran sınır hattındaki bölgeler.
***
İki ülke zaman zaman Tahran başta olmak üzere Şiraz, İsfahan, Yezd ve Meşhed gibi İran'ın orta, kuzey ve doğu bölgelerindeki hedefleri de vuruyor. Buralarda daha çok füze kompleksleri, fırlatma bataryaları, kritik askeri endüstriyel tesisler ve sivil altyapı hedef alınıyor.
ABD ve İsrail'in saldırılarındaki stratejide üç unsur öne çıkıyor. İkisi de kendi hedef bölgelerindeki sivil altyapıya fazla zarar vermiyor. İsrail, Kürtlerin yoğun yaşadığı Irak sınırındaki bölgelerde ve İran Türklerinin yaşadığı kuzey bölgelerinde sivil altyapıdan ziyade Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) saldırı kabiliyetini ve direniş kapasitesini hedef alıyor. Siyasi ve istihbari komuta merkezlerini vuruyor.
İsrail bu bağlamda özellikle İlam, Kirmanşah, Loristan, Kohguliyeh ve Buyer Ahmed, Çaharmahal ve Bahtiyari, Merkezi, Hamadan, Kordistan ve Batı Azerbaycan eyaletlerindeki askeri karargâhları bombalıyor. Rejimin varlığını yok ederek özellikle Kirmanşah, Senendej, Urmiye, Mahabad ve Bukan hattındaki Kürt gruplar üzerinden iç savaş ve kaosa endeksli bir toplumsal mobilizasyon planlıyor. Stratejik bombardımanlarla askeri temizlik yapıyor. Etnik ve mezhebi kalkışma önündeki engelleri yok ediyor.
Oysa aynı İsrail, İran'ın diğer bölgelerinde ayırım gözetmeden askeri merkezler yanında her tür sivil hedefe de saldırıyor.
***
İlaç, çelik, gıda fabrikaları ile üniversiteleri vuran İsrail uçaklarının yeni hedefi rafineriler,

5