İran'dan sonra Küba!

Trump'ın Venezuela'dan İran'a, şimdi de Küba'ya saldırı hazırlığı, '2001'den beri bitmeyen terörle savaş stratejisinin yeni adı mı, yoksa tamamı farkı hedeflerle farklı operasyonlar mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Trump yönetiminin İran, Küba ve diğer ülkelere yönelik saldırı hazırlıklarını 2001'den beri ABD'nin kaldırdığı anayasal kısıtlamalarla ilişkilendiriyor. Temel iddiası, 'terörle savaş' adı altında başlayan bu strateji hiçbir zaman durdurulamadığı için, farklı başkanlar dönemleri boyunca sistemik olarak devam ettiğidir. Peki, coğrafya değişikliğinin artık aynı strateji mi yoksa ABD'nin yerleşik çıkarlarının yeniden tanımlanması mı olduğunu nasıl ayırt edebiliriz?

ABD Başkanı Donald Trump'ın henüz İran savaşı bitmeden bir sonraki durağın Küba olduğunu açıklaması akıllara Vietnam karşıtı gösterilerin şarkıcısı ünlü siyasi aktivist Country Joe'nun o tarihi dizelerini getiriyor... "Ve işte 1, 2, 3/ Ne için savaşıyoruz/ Bana sorma, umurumda değil!/ Bir sonraki durak Vietnam!/ Ve işte 5, 6, 7/ Cennetin kapılarını açın!/ Ah, nedenini merak etmeye zaman yok/ Yaşasın! Hepimiz öleceğiz!"
'Savaşa karşıyım' diyen Trump'ın daha Venezuela darbesinin teri kurumadan İran'a saldırması ve şimdi de Küba'yı hedef tahtasına koyması, bir savaşın nerede başlayıp nerede bittiğini zorlaştırıyor. Oysa hepsi aynı stratejinin bir parçası. Pete Hegseth'in adını 'Savaş Bakanlığı' yaptığı Pentagon, farklı bölgelerde çok cepheli bir 'sonsuz savaş' stratejisiyle hareket ediyor.
Bu cephelerin başında da Venezuela, İran, Lübnan, Gazze, Yemen, Somali, Libya, Nijerya, Panama, Grönland, Kanada ve Meksika gibi ülkeler geliyor. Haliyle 11 Eylül 2001 saldırılarından sonra George W. Bush döneminde 'terör ile mücadele' adı altında lanse edilen 'ebedi savaş' stratejisini Barack Obama, Joe Biden ve Donald Trump gibi başkanlar kaldığı yerden devam ettirdi.

***

Çünkü değişen başkanlara ve farklı iktidarlara rağmen 11 Eylül'den sonra 26 Ekim 2001'de çıkarılan Vatanseverlik Yasası (USA Patriot Act) gibi uygulamalarla ABD'nin 1973 yılına ait Savaş Yetkileri Yasası fiilen rafa kaldırıldı. Benzer şekilde 19 Şubat 1976'da Gerald Ford Yasası olarak bilinen yabancı liderlere siyasi suikastı yasaklayan 11905 sayılı Başkanlık Kararnamesi de fiilen yok sayılıyor.
Dolayısıyla şu an gördüğümüz şey 'terörle savaş mimarisi'nin bütün mekanizmalarıyla devam ettiğidir. Hatta bu strateji bir üst aşamaya bile taşındı. Örgütlerle savaş artık devletlerle savaş düzeyine yükseltilmiş durumda.
Devletlerle savaş konseptinin pratiğinden önce köklü bir temizlik yapıldı. Trump göreve gelir gelmez stratejisi önünde ayak bağı olabilecek bütün engelleri kaldırdı. Yeni benimsenen militer proje için Amerikan devlet yönetiminde büyük değişikliklere başvuruldu.
ABD'nin yumuşak güç altyapısı, özellikle insani yardım ve kalkınma kolu USAID başta olmak üzere devlet destekli düşünce kuruluşları, medya örgütleri ve diğer Soğuk Savaş mirası kültürel propaganda kurumları ortadan kaldırıldı. Bürokrasi içindeki temizlik yeni kurulan Devlet Verimliliği Bakanlığı'na atanan Elon Musk'a yaptırıldı.

***

Ardından BM, NATO, DSÖ,