İki liderden II. Sykes Picot'u çökerten iki darbe

Bercan Tutar
12.04.2025
117

Suriye'de Yeni Türkiye'nin temsil ettiği Osmanlı mefkûresi ve stratejisi kazanırken başta ABD ve Rusya olmak üzere küresel aktörler ile İsrail ve İran gibi bölgesel güçlerin Davud Koridoru veya Şii Hilali üzerinden devreye sokmaya çalıştıkları projeler akamete uğradı. Bunun en somut göstergesi de ABD Başkanı Donald Trump'ın 7 Nisan'da Beyaz Saray'daki toplantıda dünyanın gözü önünde İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'ya verdiği "Erdoğan ayarı"dır.
Trump, Suriye'de kazanan aktörün Türkiye olduğunu hem İsrail'in yüzüne karşı yeniden tekrarladı hem de bu yeni küresel ve bölgesel gerçekliği bir kez daha dünyaya ilan etti.
Türkiye'nin devreye girmesiyle Ortadoğu yeniden dengeye oturmaya başlıyor. Zira ülkemizin proaktif varlığı, Gazze soykırımı ile İsrail ve İran çatışması üzerinden bölgeye yönelik yeni emperyal projeleri akamete uğratıyor.

Türkiye'nin yazılan ezberleri bozan ve tarihi yeniden yazan hamlelerinden ilkinin fitilini MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli ateşledi. Ulusal, bölgesel ve küresel gidişatı en iyi gören, anlayan, anlamlandıran ve buna uygun adımları da büyük bir kararlılıkla atabilen Sayın Bahçeli, 22 Ekim 2024'te PKK elebaşısı Abdullah Öcalan'a hitaben "Örgütü lağvet, TBMM'de DEM Parti grubunda konuş" çağrısında bulundu. Öcalan da 27 Şubat 2025'te "Tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir" açıklamasıyla bu çağrıya uydu.
Dolayısıyla ülkemize yönelik emperyal senaryoları tamamen çökerten Bahçeli'nin terörsüz Türkiye projesine eşgüdümlü ilerleyen diğer hamle de Suriye Halk Devrimi oldu ve 8 Aralık 2024'te Şam'ın düşmesiyle 61 yıllık Baas rejimi tarihe karıştı.
Türkiye'den peş peşe gelen bu iki tarihi hamle aslında bölgemizi ve ülkemizi kaosa sürüklemeye endeksli bütün tezgâhları kökünden sarstı. Dengeleri bozdu. Yeni dengelerin oluşmasına yol açtı.
Terörsüz Türkiye ve Suriye Devrimi bir bakıma bölgemizi dizayn etmeye çalışanlara indirilmiş birer Türk neşteridir. Ortadoğu'da artık Türkiye'nin "by-pass" edilemeyeceğinin dünyaya ilanıdır. Türkiye'nin bu meydan okuyuşu en çok da soykırım, kaos ve bölgesel