Batı'nın dünyayı maruz bıraktığı küresel krizlere dijital kaos da eklendi. Çin ve Rusya gibi kendi yerli ve milli yazılım sistemlerini kuran ve kullanan ülkeler dışında ABD'nin dijital teknolojisinin bağımlısı haline gelen dünyadaki milyarlarca insan Microsoft firmasındaki teknik bir aksaklık nedeniyle adeta kıyameti yaşadı.
Bankacılıktan sağlığa, güvenlikten eğitime, ulaşımdan enerjiye, turizmden spora, sanattan borsaya, sivil projelerden resmi işlemlere kadar birçok sektör hizmet dışı kaldı. Sanal dünyadaki bir teknik arıza gerçek dünyayı felç etti. Bazı alanlarda gündelik hayat tamamen durdu.
Yolcular havaalanlarında ve cehckin kontuarlarında mahsur kaldı, uçuşlar yapılamadı, ameliyatlar ve doktor randevuları iptal edildi, eczanelerden ilaç alınamadı, seyahat planları değişti, marketlerde alışverişler durdu, TV yayınları kesildi, limanlardan konteyner yüklemesi aksadı, kredi kartları çalışmadı...
Dünya genelinde farklı ülkelerde milyarlarca insanın hayatını altüst eden yığınla sorun yaşandı.
Bir bakıma 'dijital diktatörlük rejimi'nin yol açtığı teknik kıyamet insanlara Google çiftliklerindeki birer köle olduğunu ve hiçbir inisiyatiflerinin bulunmadığını hatırlattı.
Çünkü dijital kaosun yol açtığı bu tablo bize teknolojide güçlü olan aktörlerin ayakta kaldığını, zayıfların ise çöken sistemin altında kaldığını küresel çapta açıkça gösterdi.
Haliyle kritik önemdeki altyapıların ve kurumların stratejik bir akılla yeniden elden geçirilmesine acil ihtiyaç var.
Bu kriz, stratejik sektörlerde ve gündelik yaşam için kritik önemdeki kurumlarda olası felaketleri önlemek için yerli ve milli yazılımların elzem olduğuna işaret ediyor.
Bu nedenle özellikle savunma sanayii, kritik milli varlıklar, istihbarat, bankacılık, tıp ve ulaşım gibi ülkemizin bekasını ilgilendiren kurumlarda sistemik arızalara ve teknolojik sabotajlara dayanıklı sağlam bir ulusal altyapı

171