Dünya terörist bir devlete mi yenilecek

Gazze'ye baktığımızda yıkım, enkaz, acı, ölüm, açlık ve yokluktan başka bir şey görmüyoruz. Oysa asıl yıkılan ve çöken Batı'nın siyasi paradigması ve o paradigmanın dünyaya evrensel diye pazarladığı değerleridir.
Çünkü takım elbiseler içindeki kravatlı Batılı liderlerin sadizm ve psikopatlıkta en az Siyonist Gazze Kasabı Netanyahu kadar kan emici vampirler olduğu bir kez daha kanıtlandı.
Bu anlamda Gazze, Siyonistlere ve Siyonistleşen dünyaya mezar olacak. Bu akıbetten kurtulamayacaklar. Zira Batı'nın hukuka ve insani erdemlere göre inşa ettiğini söylediği sözde uluslararası düzenin sömürgeci ve soykırımcı içyüzü Gazze'de deşifre oldu.
Bebek, çocuk ve kadınları sistematik şekilde yok eden bu barbarlığın Gazze'den sonra ayakta kalması artık imkânsız.

Zaten İsrail'e karşı yükselen küresel infial de buna işaret ediyor. Batılı halklar bile bu zulme isyan ediyor. İnsanların yüreği artık bu vahşeti kaldıramıyor.
Kuşku yok ki Siyonistleşen dünyaya karşı Filistinlileşen dünya kazanacak. İnsanlık kazanacak.
İsrail ve destekçisi Batı'ya yönelik artan küresel kuşatma her geçen gün daha da güçleniyor. Filistinlileşen küresel vicdan, soykırımcıların inşa ettiği bütün korku duvarlarını dalgalar halinde aşıyor. Sıra o korku duvarlarının yıkılmasına geldi.
Artık foyaları ortaya çıktı. İsrail ve suç ortağı Batılı Siyonazilerin nasıl birer ırkçı, Nazist, faşist ve sömürgeci olduklarını bütün dünya Gazze sayesinde yeniden gördü. Çünkü hiç değişmediler. Örneğin 1917'deki Balfour Deklarasyonu ile İsrail'in kurulmasının önünü açan Lord Balfour, dört dörtlük bir kolonyalist ve soykırımcıydı.
I. Dünya Savaşı'nın yıkıntılarından yeni bir dünya düzeni inşa etmeyi amaçlayan 1919 Paris Barış Konferansı'nda Japonya'nın Milletler Cemiyeti'nin antlaşmasına "Ulusların eşitliği yanında her ülkede yaşayan tüm yabancı vatandaşların da eşitliği kabul edilmeli" önerisine ilk karşı çıkan Batılı siyasetçi Filistinlilerin vatanını Yahudilere peşkeş çeken Lord Balfour'du.