Dünyamız ve insanlık yeni bir dönüşümün arifesinde bulunuyor. Bu dönemin alametifarikası ABD'nin müttefik ve rakipleriyle sürdürdüğü yeni bir 'modus vivendi/ geçici uzlaşma' ve 'detende/yumuşama' politikası. Bu bağlamda Rusya'ya karşı savaş baltasını gömen ABD, müttefiki konumundaki Türkiye, Avrupa ve İsrail ile ticari rakibi Çin'e yönelik stratejilerini ise köklü biçimde yeniden dizayn ediyor.
Türkiye'yi 'stratejik düşman' ilan eden bir önceki ABD Başkanı Joe Biden'ın hatasını Donald Trump göreve başlar başlamaz düzeltti ve Ankara ile bölgesel ve küresel çaptaki dinamikleri etkileyecek ezber bozan bir jeopolitik denge kurdu.
Türkiye'den sonra ABD, Rusya ile küresel bir konsensüse vardı. Rusya, yaptırımların kalkması ve ABD'den elde ettiği meşruiyet (15 Ağustos 2025, Alaska Zirvesi) karşılığında Venezuela, Suriye, Libya, Ermenistan, İran ve Küba üzerindeki koruma kalkanını kaldırdı.
***
Ukrayna ile birlikte düşünüldüğünde İran savaşı ve Hürmüz Boğazı krizi, ABD'nin Avrupa ve Çin'e geçmiş yıllarda yaptığı harcamaları tahsil etme hamleleri olarak okunmalı.Bu manada ABD'nin önüne fatura koyduğu aktörlerden ikisi de İsrail ve İngiltere.
İngiltere, Çin ile ilişkileri nedeniyle eleştirilere maruz kalırken İsrail de Türkiye faktörü, Suriye halk devrimi, Gazze'deki 'barış' ve İran savaşı gibi gerekçelerle frenleniyor. Eskiden olduğu gibi bölgede artık at koşturamıyor.
AB ve ABD'de yükselen siyonist karşıtı toplumsal ve siyasi dalga her geçen büyüyerek siyasi ve iktisadi kesimleri de etkilemeye başladı.
Avrupa, Soğuk Savaş sonrası dönemde ucuz Rus enerjisi ve ABD'nin sağladığı maliyetsiz güvenlik şemsiyesiyle palazlandı. Ancak bu süreç Ukrayna savaşıyla bitti.
Çin de ABD'nin ambargo uyguladığı Venezuela, Rusya

2