En başından beri hedef belliydi. ABD'nin Ortadoğu'ya yönelik emperyal sanrılarının mikrokozmosu konumundaki İsrail'in temel amacı, işgal ettiği Gazze ve Batı Şeria'yı barbar bir etnik temizlik stratejisiyle ilhak edip Filistin'i haritalardan ve hafızalara silmeye dayanıyor.
ABD Başkanı Donald Trump'ın farkı, siyonistlerin bu gayesini vahşi kapitalist bir içgüdüyle dile getirmekten çekinmemesi.
Gazze'ye yönelik soykırım projesi aslında ABD'nin yarım kalan Ortadoğu projesinin yeniden aktive edilmesiydi. Fakat ölüme meydan okuyan Gazze halkının direnişinin bu denli kararlı ve uluslararası reaksiyonun bu derece yüksek olmasını tahmin edemediler.
Dolayısıyla "Filistinlilerin her gün ölmekten endişe duymayacakları bir yere yerleştirileceklerini" söyleyen Trump'ın insani kılıfa sokarak pazarlamaya çalıştığı yeni etnik temizlik planı en sadık Amerikan müttefikleri Suudi Arabistan, Mısır ve Ürdün'den dahi veto yedi.
Hatta Riyad bir adım daha ileri giderek, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'nun "Suudi Arabistan'ın çok fazla toprağı olduğu, burada bir Filistin devleti kurabileceği" açıklaması üzerine, "Trump'ın İsraillileri önce Alaska'ya sonra da Grönland'a nakletmesi gerektiği" teklifiyle yanıt verdi.
Kuşku yok ki mesele Gazze ve Batı Şeria'nın topaklarına sahip olmanın da ötesinde bazı "rüyaları" içeriyor. Bölgenin İsrail sopasıyla kontrolünün yanında Amerikan yönetimi Gazze ile birlikte Gazze'nin karasularındaki devasa gaz rezervlerine de sahip olmayı düşünüyor.
Bu sanrılarını gizlemiyorlar da! Hâliyle Gazze'yi Filistinliler için ölüm, şiddet ve soykırım yurduna çevirenlerin şimdi de burayı cennete çevirme vaadinde bulunmaları her açıdan insanın aklı, vicdanı, ahlakı ve onuruyla alay etmedir. Üstelik pişkinler! Bundan utanç da duymuyorlar. İşte bu yüzden sahte vaatlerine kimse ne kanıyor ne de prim tanıyor.
Çünkü ABD ve İsrail'in Gazze'yi etnik temizlikle ele geçirme projesi Batı'nın 16'ncı yüzyıldan bu yana sürdürdüğü vahşi sömürgeleştirme ve köleleştirme planlarının modern şiddet

122