Batı'dan kaçış

Batı dünyasında son dönemlerde şahitlik ettiğimiz hemen her olay, sistematik düzeydeki hegemonik çözülüşün birer belgesi niteliğinde. Bunun son örneği ABD'deki gelişmeler. Başkan adayı Donald Trump'a yönelik suikast girişiminden sonra gözler bu kez raf ömrünü çoktan doldurmuş 'soykırımcı Joe'ya çevrilmişti.
Demokrat Parti'deki küreselci Siyonist elitler, Trump'ın suikast piyangosu ile seçimin favorisi haline geldiğini gördü. Zira Amerikan halkının vurulduktan sonra ayağa kalkıp meydan okuyan Trump varken yürümekte, konuşmakta ve hatta ayakta durmakta zorlanan Biden'a asla teveccüh etmeyeceği çok açıktı. Nitekim baskılara boyun eğen Biden, yerine yardımcısı Hint kökenli Kamala Harris'i işaret ederek çekildi.
Gerçi Trump da pek genç değil. Pes eden rakibinden sadece üç yaş küçük. Haliyle Trump seçilse de ABD için vaziyet hiç de parlak olmayacak.
Zira Amerikalı analist David Goldman'ın da vurguladığı üzere "Batı aynaya sert bir şekilde bakmalı. Utanç verici bir şekilde yaşlanan sadece zavallı Biden değil. Dünyanın zengin ulusları yaşlanıyor ve bunun sonuçları bir Batılı liderin aşağılanmasından çok daha acı verici olacak. Çünkü bunaklıkla tanıştık ve artık o biziz..."

Tıpkı Biden kampanyasının parça parça çökmesi gibi Batı'nın dünyaya empoze ettiği emperyal küresel statüko da parça parça çözülüyor. Batı dünyası için her şey yokuş aşağı gidiyor. Küresel statükoyu sürdürme çabaları sonuçsuz kalıyor.
Bunun en somut göstergelerinden biri Hindistan Başbakanı Narendra Modi'nin Washington'daki 9-11 Temmuz tarihleri arasındaki NATO zirvesinin açılış günü olan 9 Temmuz'da Moskova'ya gitmesiydi.
Hint kökenli Rish'i Sunak'ı başbakan ve Hint kökenli Kamala Harris'i de başkan yardımcısı yapıp Asya- Pasifik Komutanlığı'nın adını da Hint- Pasifik Komutanlığı'na çeviren İngiltere ve ABD'nin elde etmeyi planladığı bütün stratejik kazanımları Rus lider Vladimir Putin, bir hamle ile boşa çıkardı. Batı'nın Batılı Hintlilerle Hindistan'ı yanına çekme girişimleri böylece akamete uğradı.
Bu emperyal hinliklere Modi, Moskova'da şu tarihi yanıtı verdi: "Batı karşıtı bir ülke değil sadece 'Batılı olmayan bir ülke' olduğumuzu açıkça ortaya koyarak bir denge kurmak için çok çabalamak zorunda kaldık..."
Tercihlerinden dolayı Batı'nın her tür baskısına maruz kaldıklarını diplomatik bir dille gayet güzel ifade etmiş. Görüldüğü üzere