İsrail ile İran arasında 13 Haziran'da başlayan 12 günlük çatışmalar ABD Bakanı Donald Trump'ın devreye girmesiyle sona erdi.
Her iki taraf da Trump'ın istediği ateşkesi kabul etti. Şimdi dünya kamuoyu bu ateşkesin kalıcı olup olmayacağını tartışıyor.
Özellikle yayılmacı siyonist rejimine güvenmeyen kesimler duran çatışmaların ilk fırsatta yeniden alevleneceğine inanıyor.
Ancak ben aynı kanaatte değilim. İsrail ile İran arasındaki çatışmanın hem seyri hem de sonuçlanma şekli Ortadoğu'daki statükonun bir daha eskisi gibi ol(a) mayacağını gösteriyor.
Bu kriz aslında güç kaybeden güçlerin yeni reel-politik determinizme karşı çıkıp eski statükolarını devam ettirme gayretiydi.
Fakat bu hamle en çok da İsrail için sürprizle sonuçlandı. İsrail yönetimi her ne kadar zafer ilan etse de bir devrin sonunun geldiğini onlar da görüyor.
İsrail artık bu bölgede istediği gibi at koşturamayacak. Post-siyonist sürece giren Ortadoğu'da yeni dengeler, yeni aktörler ve yeni dinamikler söz konusu.
Bu aktörlerin başında da Türkiye geliyor. Trump, Ortadoğu'ya dair vizyonunu Türkiye ile birlikte hareket ederek daha kolay gerçekleştireceği kanısında. Bunu açıkça dile getiriyor da.
Ayrıca ABD Başkanı, Hollanda'nın Lahey kentindeki NATO zirvesinde de dile getirdiği gibi sadece Ortadoğu'da değil Doğu Avrupa cephesinde de ateşkes ve barış istiyor.
'Ukrayna savaşı bitmeli' diyen Trump'ın NATO zirvesindeki en önemli çıkışlarından biri de 'İsrail istihbaratına artık güvenmediğini' dünyaya ilan etmesiydi.
Bu da İsrail'in bundan sonra İran'ın nükleer programını bahane ederek girişeceği savaş döneminin kapanacağına işaret ediyor.
Zaten Trump "İran ile haftaya görüşeceğiz. Tekrar birbirlerine saldıracaklarını düşünmüyorum. Ancak saldırabilirler de" diyerek yeni dönemin kodlarını ve ABD'nin nasıl bir strateji izleyeceğinin ipuçlarını verdi.
Bu bağlamda eğer ateşkes bozulursa nükseden kriz eski çatışmalardan mahiyet ve yöntem açısından farklı olacaktır.

125