Akıntıya karşı kürek çekenler

Atlantik merkezli statükonun sarsılmasıyla paniğe kapılan kesimlerin başında küreselciler ile Amerikan dış politikasını İsrail'in çıkarlarına göre dizayn eden siyonist neo-con çevre geliyor. Bu kesimler Türkiye'nin yükselişinden çok rahatsız. Eskiden Batılı siyasi elitleri Türkiye aleyhine örgütleyebiliyorlardı.
Fakat ABD Başkanı Donald Trump'ın Sayın Erdoğan'ı yeni küresel siyasetin kilit aktörlerinden biri olarak görmesi nedeniyle travma yaşıyorlar. Siyonist lobinin Yeni Türkiye karşısındaki hayal kırıklığının nedeni sadece Trump'ın şiirsel Erdoğan övgüleri değil. Diğer nedeni de siyonistlerin ABD dışında Avrupa'dan da istediği randımanı alamamasıdır. Zira kendi derdine düşen Avrupa'nın İsrail'in gözüyle Türkiye'ye bakacak lüksü artık kalmadı. Aksine Avrupa, yeni jeopolitik güç dengelerinde Türkiye'yi kurtarıcı olarak görüyor. İngiltere dışında İtalya, İspanya, Portekiz, Macaristan ve Polonya gibi ülkeler ile Türkiye arasında sadece ekonomik değil askeri ve stratejik ilişkiler de giderek derinleşiyor. Avrupa'da bir tek Almanya ve Fransa biraz temkinli yaklaşıyor Türkiye'ye. Gayri resmi olarak ABD'nin işgali altında bulunan ve uluslararası hukukta "yarı egemen devletsemi-sovereign state" statüsündeki Almanya'nın İsrail ve ABD'deki Yahudi lobisinin empoze ettiği Türkiye karşıtı irrasyonel siyasetine rağmen iki ülkenin sağlam temellere dayanan ilişkisi şimdiye kadar zedelenmedi.

Türkiye vesayet zincirlerini kırdı. Darısı Almanya'nın başına. Almanya'nın da zincirlerini kırmasıyla Berlin ve Ankara arasında yeni sayfalar açılacağından kuşkumuz yok. Türkiye düşmanı Yunan, Ermeni ve Yahudi lobilerinin bayraktarlığını yapan diğer ülke ise Fransa. Türkiye, son yıllarda Doğu Akdeniz, Libya, Karabağ, Suriye, Lübnan ve Afrika'da karşımıza çıkan Fransa'yı deyim yerindeyse bütün cephelerde hezimete uğrattı. Bu nedenle Fransa da son dönemlerde yelkenleri indirmeye başladı. Paris artık eskisi kadar Türkiye'nin yeminli düşmanları konumundaki lobilerin sözcülüğünü yapmıyoryapamıyor.
Dolayısıyla