5 Kasım seçimlerinden birkaç hafta önce Donald Trump, ABD ve dünya için öngördüğü vizyonu şu sözlerle ifade etmişti: "Biliyorsunuz 1890'larda ülkemiz şimdiye kadarki en zengin durumundaydı. Çünkü çok iyi bir tarife sistemi vardı." Bir seçim konuşmasında da yurtdışındaki Amerikan şirketlerini dönmeye zorlayacağını ve gelmeyenlere karşı ise gümrük duvarlarını aşılamaz hâle getireceğini söyleyen Trump, "Zira en sevdiğim kelime gümrük tarifesidir" demişti.
Dolayısıyla Trump'ın ABD planı bu kısa kesitten de anlaşılacağı üzere eski tarz "laissez-faire" ekonomisi, kaba merkantalizm ve izolasyonculuk etrafında toplanıyor. Bu da dış politikada hezimete yol açan yıkıcı ve maliyetli mevcut stratejilerin daha da şiddetleneceğine ve uluslararası hukukun tamamen terk edileceğine işaret ediyor.
Zaten Gazze'deki soykırıma giden yolun taşlarını Trump ilk döneminde döşemişti. Trump'ın İsrail'i kutsayan ve şımartan stratejileri siyonist rejimin barbar katliamlarını yeni dönemde daha da artıracaktır.
Yani İsrail hariç dünyadan elini eteğini çekeceğini söyleyen ABD'nin yeni stratejisi, özellikle Ortadoğu başta olmak üzere küresel düzeyde yeni çatışmaların, güç mücadelelerinin ve her tür kaosun önünü açacaktır.
İsrail'in bölgesel savaş kapsamında Türkiye'yi de hedefe koyan "Kürt kartı"nı bu kadar açıkça masaya sürmesi bunun göstergesidir. Çin'e karşı vereceği küresel ekonomik savaşta Ukrayna'da Rusya'yı memnun ederek yanına çekmek isteyen Trump, İsrail'e rağmen Türkiye'yi de frenlemeye çalışmayacaktır.
Bir bakıma ABD'nin ekonomideki "bırakın yapsınlar ve bırakın geçsinler" yaklaşımı dış siyasette de devrede olacak. Bu nedenle İsrail'in Filistin ve Lübnan'daki katliamlarını durdurmaya çalışmayacak. Zaten Hamas ile İsrail arasında Katar'da devam eden müzakereler çöktü. Katar arabuluculuktan çekildi.
ABD herkesi kaderine terk edecek. Bu kaotik yaklaşım, soykırımcı İsrail ve dünyanın dört bir yanındaki haydut rejimleri cesaretlendirecektir. Kuşku yok ki Trump'ın ikinci dönemi, mevcut çatışma ve genel jeopolitik istikrarsızlıktan mustarip olan devletler, uluslar ve halklar için yeni bir yıkım çağının kapısını aralıyor.

115