ABD'nin Rusya ricatını dünya hâlâ tam anlamıyla kavramış görünmüyor. Özellikle de Atlantik'in diğer yakasındaki müttefikleri. Nedeni de Soğuk Savaş mantığının zihinlerdeki etkisinin devam etmesi. Zira ABD'nin kendini Ukrayna savaşında bir taraf olarak değil artık bir arabulucu diye lanse etmesini algılamakta zorlanıyorlar.
Avrupa bu yeni değişimi anlayamadığı için ABD'den liderlik bekliyor.
ABD ise "Hedefim Ukrayna'yı savunmak değil. Önceliğim Rusya ile yeni bir konsensüse varmak. Ukrayna savaşı bunun önünde bir engel. Ancak barışla bu amacıma ulaşabilirim" düşüncesinde.
Bu yaklaşım ABD için Rusya karşıtı koalisyonun liderliğini yapma pozisyonundan radikal bir kopuşa işaret ediyor.
Avrupa ise Ukrayna'yı yalnız bırakmayacağını söylüyor. Fakat bunu ABD olmadan yapamayacağının da farkında.
Geldiğimiz aşamada Avrupa Birliği (AB) ile temsil edilen ulus aşırı bürokratik modelin küresel jeopolitikada başarısız olduğu ortaya çıkıyor. ABD olmadan ortak hareket edemeyecekleri görülüyor. ABD Başkanı Donald Trump, önceki gün Kongre'de yaptığı konuşmada bu gerçeğin altını bir kez daha çizdi. Trump konuşmasında sık sık ABD'nin geri dönüşünden bahsetti.
Fakat bu dönüş ABD'nin 1990'lardaki tek süper güç olduğu altın çağa dönüş değil.
Bu imkânsız. "Önce ABD" diyen Trump'ın hedefi yeni küresel gerçekliğe adapte olmaya odaklı daha çok.
Bunu yapabilmesi de öncelikle iç cephesini yeniden düzenlemeye bağlı.
Bu nedenle Trump, iç siyaseti ilgilendiren yığınla kararname imzalıyor. Ne var ki bu iç cephe sadece ABD'nin ulusal sınırlarından oluşmuyor. Avrupa, Kanada, Japonya, Güney Kore, Filipinler, Meksika ve Latin Amerika gibi doğal veya siyasi hinterlandı içindeki ülkeler de var.
Dolayısıyla Ukrayna stratejisini ABD'nin kendi içinde ve ittifak sisteminde yapacağı temizlik harekâtının katalizörü olarak görmek lazım.
Bu nedenle Trump'ın stratejisinin başarısı Ukrayna'da elde edeceği avantajlara bağlı.

97