ABD, Rusya ve Çin'in 'küresel güç ticareti'

Rusya ve Çin'in Trump'a teslim olması ABD'ye karşı küresel direniş mi, yoksa büyük güçlerin halklarını satması mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, ABD, Rusya ve Çin'in yeni bir "küresel diktatörlük trio"su oluşturduğunu ve muhalif güçlerin değişim rolünü terk ettiğini iddia ediyor. Bu iddiayı İran-Hürmüz krizi ve Gazze'deki tutumlardan hareketle geliştirir; temel argümanı ise Trump'ın Moskova ve Pekin'in rejim meşruiyetini tanımasının karşılıksız kalmadığı ve bunun küresel soyluk kurmalarını engellemesidir. Peki, büyük güçlerin çıkar uzlaşması gerçekten küresel çok kutupluluk için bir engel midir, yoksa belki de bunun gibi yapılar kaçınılmaz bir jeopolitik sonuçtur?

Tunuslu şair Ebu el-Kasım el-Şabi, 'Dünyanın Tiranlarına' adlı şiirinde Fransız sömürgecileri 'Diken eken yara biçer' dizesiyle uyarmıştı. Küresel güçlerin anlaşarak dünyayı yeniden dizayn ettiği ve her tarafa yeni dikenler ektiği bir dönemden geçiyoruz. Zira küresel sistem tıkanmış durumda. Bunun en bariz örneğini İran savaşında ve Hürmüz Boğazı krizinde yeniden gördük. Daha önce de Gazze soykırımında çıkmıştı karşımıza küresel çürümüşlük.
Herkes hayal kırıklığı ve umutsuzluk içinde. Zira küresel çok kutupluluğun sancağı haline gelen muhalif güçler küresel değişim ve dönüşümün lokomotifi olma rollerini terk ediyor. Bir bakıma havlu atarak değişimi engelleyen birer takoza dönüşüyorlar.
Rusya ve Çin'in İran savaşındaki pasifliği ve stratejik sessizliği bunu doğruluyor. Venezuela gibi İran'ı da kaderine terk ettiler. Çünkü perde önünde de arkasında da sanıldığı gibi Çin ve Rusya'nın ABD ile kararlı bir mücadelesi yok artık. O dönem kapandı. Yeni bir küresel diktatoryal trio var karşımızda. Asıl şer ekseninin lanse edildiği gibi İran, Kuzey Kore ve Venezuela değil ABD, Rusya ve Çin olduğu anlaşıldı.

***

Haliyle yeni ulusal, bölgesel ve küresel hakikatlerimizi bu mihenge göre değerlendirmekte fayda var. Yoksa içine düştüğümüz, düşürüldüğümüz ve düşürüleceğimiz yanılgıların bedeli ağır olur. Çünkü ABD'nin uzattığı elmalı şekeri hemen kabul eden küresel bir Rusya ve Çin sorunumuz var artık. Bu bağlamda küresel çok kutupluluk önündeki en büyük engelin ABD'den çok bizzat Moskova ve Pekin olduğunu kavramakta fayda var.
Zira bu iki aktörün ana derdi artık Küresel Güney'in maruz kaldığı çifte standarda ve sömürgeci dayatmalara karşı çıkmak değil. Onların temel hedefi bir 'modus vivendi/geçici uzlaşı' da olsa ABD tarafından rejimlerinin meşruiyetinin kabul edilmesidir.
ABD Başkanı Donald Trump, iyi bir tacir olarak Rusya ve Çin'e istediklerini verdi. Kendi yumuşak gücünü geri çekip onların sert gücünü aldı. Bunu da sadece söylemini değiştirerek yaptı. Moskova ve Pekin'in en zayıf noktası olan rejim değişikliği ve ulus inşası programlarını ABD'nin dış politika gündeminden kaldırdığını açıkladı Trump. Bir bakıma ABD'nin yumuşak gücünün Rusya ve Çin'e karşı bir hegemonya aracı veya istikrarsızlaştırıcı mekanizma olarak kullanma stratejisine son verdiğini ilan etti.

***

Bu politika değişimi, ABD'nin 2026 Ulusal Savunma Stratejisi (NDS) ile 2025 Ulusal Güvenlik