ABD'nin Hürmüz fırsatçılığı

ABD, İran'ın Hürmüz'ü kapatmasını bahane ederek bölgeyi yeniden tasarlamaya mı hazırlanıyor, yoksa yazarın senaryo dışı bir komplo kuramına mı kapılıyor?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazar, Hürmüz krizini Süveyş krizine benzetip ABD'nin bölgedeki hegemonyasını pekiştirme fırsatı olarak değerlendirmektedir. Bu analiz, İran'ın boğazı kapatmasının ABD'nin planladığı bir hamle için bahane sağladığı iddiasına dayanmaktadır. Ancak, ABD-Rusya işbirliğine dayalı bu yeni düzen varsayımı yazarın geçmiş verilerle desteklenmemiş bir öngörü müdür?

1956 yılındaki Süveyş kriziyle İngiltere, Fransa ve İsrail'in Ortadoğu'daki yayılmacı emellerine son veren ABD, Rusya ile birlikte bölgeyi yeniden dizayn eden süreci başlattı. Bir bakıma II. Dünya Savaşı'nın galibi olan ABD ve SSCB, bu hamleleriyle 1916 yılında imzaladıkları gizli Sykes-Picot anlaşmasıyla I. Dünya Savaşı'ndan sonra Ortadoğu'yu kendi aralarında paylaşan İngiliz ve Fransız saltanatının bittiğini ilan etmiş oldu.
Bölgemizde 72 yıl önce gerçekleşen Süveyş sonrası köklü değişime benzer bir süreç daha yaşanıyor. Süveyş kriziyle Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu ile Ortadoğu yeniden paylaşıldı. Hürmüz kriziyle de şimdi Batı Asya, Hazar havzası, Kafkasya, Orta ve Güney Asya ile Hint Okyanusu bölgesi yeniden güç dengelerine göre dizayn edilecek.
Tıpkı Süveyş krizinde olduğu gibi 2026 Hürmüz krizinde de yine ABD ve Rusya işbirliğini görüyoruz. Hâliyle şu anki Hürmüz krizi ve İran savaşını teolojik veya ideolojik gözlüklerden ziyade önümüze açacağımız bölgenin haritalarına bakarak analiz yapmakta fayda var.

***

Bu bağlamda ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında 15 Ağustos 2025'te gerçekleşen Alaska zirvesi bir bakıma günümüz modern güç mücadelesinin II. Yalta'sı mahiyetinde bir anlaşmadır.
Nitekim bu uzlaşıdan sonra Amerikan yönetimi tarafından tek taşla üç kuş vurma hamlesi olan Hürmüz krizinin düğmesine basıldı. 28 Şubat'ta İran'a yönelik başlayan saldırılarda Devrim Muhafızları Ordusu'nun (DMO) Hürmüz Boğazı'nı tek taraflı olarak gemi ulaşımına kapatması ABD'nin aradığı fırsatı altın tepside sundu.
Zira ABD'nin son yıllardaki ana stratejisi, küresel ticaretin norm ve kurallarını kökten değiştirmeye dayanıyor. Bunun yolu da denizlerdeki kritik nakil yollarını kontrolden geçiyor. Bu ticaret yollarının enerji alanındaki şahdamarı konumundaki Hürmüz'ün kontrolü ABD'nin ana jeopolitik hedeflerinden biriydi.

***

İşte İran yönetimi Hürmüz'ü kapatarak ABD'ye arayıp da bulamadığı bu bahaneyi verdi. Zira meşru bir gerekçe olmadan ABD'nin Hürmüz'ü kapatmasının bir olanağı yoktu. Hürmüz hamlesiyle ABD yukarıda saydığımız jeopolitik hedeflerini hayata geçirme imkânına kavuşurken öte yandan birçok