Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kalbi konumundaki Ortadoğu için Napolyon, "politikaların anası" ifadesini kullanmıştı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra Ortadoğu yeniden küresel jeopolitikanın ilgi alanına yerleşti. Bir bakıma eski dünyanın merkezi olan Ortadoğu, ABD'nin temsil ettiği Yeni Dünya'nın da çekim merkezi hâline geldi.
Hatta 1953-61 yılları arasında ABD başkanlığı yapan Dwight D. Eisenhower, "Dünyada stratejik açıdan Ortadoğu'dan başka bir bölge yoktur" demişti. Eisonhower, bu hükmü hem bir siyasetçi hem de II. Dünya Savaşı'nda Avrupa Müttefik Kuvvetleri Yüksek Komutanı sıfatıyla Normandiya Çıkarması'nı planlayan ve yöneten bir general olarak söylemişti.
Nitekim İngiltere ve Fransa'nın kendi aralarında pay ettiği Ortadoğu'ya göz koyan ABD, II. Dünya Savaşı'ndan sonra bölgeyi adım adım hegemonyası altına alan hamlelerde bulundu.
İlk hamlesini daha II. Dünya Savaşı sürerken 1943 Tahran Konferansı'nda yaptı. ABD Başkanı Franklin Roosevelt, Birleşik Krallık Başbakanı Winston Churchill ve SSCB Devlet Başkanı Josef Stalin 28 Kasım-1 Aralık 1943'te Tahran'da bir araya gelip savaş sonrası yeni küresel sistemi görüştüler. Burada Roosevelt, SSCB ve Birleşik Krallık arasında ikiye bölünmüş İran'ın savaştan sonra bağımsız kalmasını müttefiklerine kabul ettirdi.
***
Böylece ABD, İran'ı Rus ve İngiliz nüfuz sahasından kurtaracak ilk hamlesini yaptı. 4-11 Şubat 1945'teki Yalta Konferansı'nda da ABD, Doğu Avrupa'yı verdiği SSCB'yi Ortadoğu'dan uzak tutan bir strateji izledi. ABD'nin "her ulus kendi kaderini belirler" prensibi de aslında Britanya ve Fransa'nın Ortadoğu'daki mandacılık sistemini yıkmayı hedefleyen bir stratejiydi.Nitekim II. Dünya Savaşı'ndan sonra ABD ilk modern darbesini 30 Mart 19149'da Suriye'de gerçekleştirdi. Suudi petrollerinin Suriye üzerinden Doğu Akdeniz'e ulaştırılması projesini engelleyen yönetimi devirdi. Ardından ABD, 19 Ağustos 1953'te İran'ın petrollerini millileştiren Muhammed Musaddık'ı devirdi.
1956'da Süveyş krizi ile ABD, Fransa ve İngiltere'nin Mısır'daki kontrolüne son verdi. Mısır'ı kendi uhdesine alan bir strateji izledi. 27 Mayıs 1960 darbesiyle de Türkiye'ye yeni bir format attı.
Ancak 1979'da İran'daki İslam Devrimi ve SSCB'nin yine aynı yıl Afganistan'ı işgaliyle Ortadoğu'daki hegemonyası hasar alan ABD, darbeler yerine bu kez "savaş stratejisini" devreye soktu.
Türkiye'de 12 Eylül 1980 darbesi ile mıntıka temizliği yapan ABD, 8 gün sonra 20 Eylül 1980'de başlayan ve sekiz yıl devam eden Irak-İran savaşını kazanca dönüştüren adımlar attı.
***
ABD için Ortadoğu genel olarak Kuzey- Güney ekseninde Karadeniz, Kafkasya ve Hazar ile Afrika Boynuzu
10