ABD ile İran'ın '3. yol' seçeneği

ABD-İran görüşmeleri diplomasi yoluyla çözüme yaklaşırken, yazarın sorusu: Realist hesaplar uzlaşmayı zorunlu kılıyor, ancak her iki ülke de kendi ideolojik sınırlarını gerçekten aşmaya hazır mı?

Özet Bu özet koseyazarioku.com tarafından üretilmiştir

Yazı, ABD-İran müzakerelerinin başarı şansının yüksek olduğunu; her iki ülkenin de savaşı kaybetmekten ve barışı kazanmaktan daha çok korktuğunu savunur. Çin ve Rusya'nın jeopolitik kazançlarını önlemek için ABD'nin İran'ı "pastanın paylaşımı" modeli ile sisteme entegre etmesi gerektiğini ileri sürer. Peki, ideolojik kaygılar ve iç politika baskıları bu rasyonel hesaplamaları gerçekten yok edebilir mi?

ABD ve İran arasında İslamabad'da görüşme olup olmayacağı bu satırların yazıldığı saatte hâlâ netleşmemişti. Amerika tarafı görüşmelere istekli ve hazır olduğunu belirtirken İran kesin kararını vermemiş görünmeyi tercih ediyor. İran'ın Pakistan'a müzakereciler göndermeyeceği belirtilen açıklamalar daha çok resmi ajanslardan yapılıyor. Yetkili kişiler bu konuda henüz kesin bir beyanda bulunmuş değil.
Ancak ABD tarafı İslamabad'daki ikinci tür görüşmeler için dün dört uçak dolusu heyeti ve güvenlik birimlerini Revalpindi Havaalanı'na gönderdi. Pakistan'ın olağanüstü önlemleri yanında hem İran'ın hem de ABD'nin ek özel güvenlik tedbirleri alması dikkat çekiyor.
Öncelikle bu görüşmelerden umutluyum. Ama tablo ABD'nin lanse ettiği gibi tozpembe de değil. İki ülke arasında yarım asra yakın karşılıklı düşmanlık ve güvensizlik var. Bunun aşılması zaman alacak. Üstelik ABD'nin üst perdeden ve bazen tutarsız tavırları İranlı yetkililerin de işaret ettiği gibi diplomasiyi adeta sirk oyununa çeviriyor.

***

ABD'nin ileri sürdüğü şartlar ile İran'ın ileri sürdüğü şartlar öyle sanıldığı gibi uzlaşmaz değil. ABD tarafı asıl amacını perdelemek için nükleer program ile zenginleştirilmiş uranyumun akıbeti ve Hürmüz Boğazı'nın açılması konularını öne çıkarıyor. İran da aynı şekilde gerçek amacı yerine ikincil konumdaki Hürmüz ve nükleer program konularını öne çıkarıyor.
Oysa bu dosyalarda ABD ve İran'ın uzlaşması çok kolay. ABD de İran da nükleer silah programının olmayacağı konusunda hemfikir. Sivil nükleer program konusunda da aynı kanaatteler. Zenginleştirilmiş uranyumun geleceğiyle ilgili tartışmalar burada kamuoyuna verilecek bir zafer karesi için devrede tutuluyor.
Hürmüz konusuna gelince; İran ve ABD bence "Memorandum of Understanding/MoU" denilen bir "mutabakat zaptı"na çok yakın. Yani asıl anlaşmaya ulaşana kadar görüşmelerin sürmesi konusunda geçici bir uzlaşıya varmayı kabule hazırlar. İlk görüşme de bunu gösterdi zaten. Hâliyle daha önce de değindiğim gibi iki taraf da "kazanamayacakları bir savaş ile kaybetmeyi göze alamayacakları bir barış süreci" ile karşı karşıya.

***

Uzlaşırlarsa İran da ABD de kazanır. İran siyasi ve ekonomik meşruiyet yanında askeri açıdan tam güvenlik arıyor. ABD ise jeopolitik hedeflerine ulaşmak istiyor. Hâliyle uzlaşamazlarsa İran ve ABD aynı anda ağır darbeler alır. Kazananlar ise Çin ve