Yıl 2014... ABD ekonomisini vuran küresel krizin ardından General Motors'un Ohio'da kapısına kilit vurduğu fabrikasını Çinli iş insanı Cao Dewang satın aldı. Yöneticilerinin Çinli olduğu fabrikada işçilerin çoğu Amerikalıydı.
Küreselleşme iki farklı iş ve yaşam kültürünü bir araya getirirken, iki farklı kapitalizm anlayışını da karşı karşıya getirdi:
Çinliler uzun çalışma saatleri ve üretim disiplinini savunurken, Amerikalı işçiler sendika, iş güvenliği, çalışma koşullarının iyileştirilmesini istedi.
Uzlaşma sağlamadı. Çinli yöneticilerin "verimlilik" dediği Amerikalı işçiler için "baskı", Amerikalı işçilerin "hak" dediği de Çinli yöneticiler için "üretimin önünde engel" sayıldı.
Bir süre sonra insan işçilerin yaptığı bazı ağır işler, robot işçilere devredildi. Robot işçiler sendika için işi yavaşlatmadı. Ücret pazarlığı yapmadı. Fazla mesai istemedi. İş güvenliği toplantısına katılmadı. Aynı işi insandan daha hızlı ve daha ucuza yaptı.
İşverenden bir talebi olmayınca fabrikanın insana duyduğu ihtiyaç azaldı. Amerikalı hem de Çinli işçilerin ve yöneticilerin rollerini kalıcı olarak değiştirdi veya işi ellerinden alındı.
Bu gerçek 2019'da yayımlanan "American Factory" belgeselinin de konusu oldu. Belgesel Çin'in Amerikan sanayisine girişinden çok, insan emeğinin teknoloji karşısında nasıl gerilemeye başladığının da hikâyesi.
★ ★ ★
Aradan 12 yıl geçti. Bu kez Çin Devlet Başkanı Xi Jinping Washington'a geldi. Kırmızı halılar serildi, askerî tören yapıldı ve Beyaz Saray'da devlet yemeği düzenlendi. Washington'daki masada bu kez fabrika işçileri yoktu. Amerikan teknoloji ve sermaye dünyasının patronları vardı. Sam Altman Jensen Huang, Tim Cook, Sundar Pichai, Mark Zuckerberg, Jeff Bezos ve Elon Musk...
İki ülke lideri de yapay zekânın insan kontrolünde kalması gerektiğini söylese de yapay zekâ yarışında geri kalmak istemiyorlar. Artık kim galip gelirse...
Yapay zekâ yarışının asıl paradoksu burada. Çünkü böyle bir anlaşmanın önündeki en büyük engel iki tarafın birbirinin niyetinden emin olmaması. Herkes güvenlikten söz ediyor, riskleri kabul ediyor ama ilk yavaşlayan olmak istemiyor. İki ülke de pazarı kaybetmekten korkuyor. Her ikisi de diğerinin askerî veya ekonomik üstünlük kazanmasından endişe ediyor. Ama yapay zekânın geliştirilmesini sınırlayan, iki tarafı bağlayan kapsamlı bir anlaşmaya da yanaşmıyorlar.

14