Biyolojik bir yapı ile insan mühendisliğinin bu kadar yakınlaşması insanda hem hayranlık hem de tedirginlik uyandırıyor. Çünkü mesele sadece bir böceği kontrol etmek değil; mesele doğanın ritmini, özgürlüğünü insan eliyle yeniden yazmaya çalışmak. Arıların seçilmesi tesadüf değil. Bilirsiniz eşsiz bir yön bulma kabiliyetleri vardır. Hatta bir belgeselde izlemiştim. Dağ başında doğal bal bulmak için arı kovanını arayan avcılar akarsuyun başına gelip su içen ve oradan yuvasına dönen arıları takip ederek kovanı bulmaya çalışıyorlardı. Ayrıca arıların neredeyse kendi ağırlıklarınca yük taşıma kapasitelerini ve koloni düzeyinde inanılmaz bir iş bölümü yapabildiklerini unutmamak gerekir. Onu bir "doğal drone" gibi görmek işin kolay tarafı. Ama unutulmamalıdır ki, arılar, çevreyle uyumlu ve insan yapımı robotların ulaşamadığı yerlere kolayca girebilen bir canlılardır. Çinli araştırmacılar bunu hem arama-kurtarma operasyonlarında hem de askeri keşiflerde kullanılabilecek bir teknoloji olarak tanıtıyor. Kısacası, doğanın en küçük işçileri, geleceğin en küçük ajanları olabilir. Arama- kurtarma çalışmalarında çok iyi olur. Ama askeri keşiflerde yada kişisel casusluk operasyonlarında kullanılırsa bu çok korkutucu. Bugün bu sistem hâlâ kablolarla enerji alan, laboratuvar koşullarında denenmiş bir prototip. Çünkü arının taşıyabileceği batarya henüz yeterince küçük değil. Yani "tam bağımsız cyborg arılar" için zamana ihtiyaç var. Ama şunu biliyoruz ki daha birkaç yıl önce 200 mg'lık cihazlar bile arılar için çok ağır sayılırken, bugün 74 mg'lık bir kontrol sistemi üretilebildi. Bu küçülme hızı bize, yakın gelecekte kablosuz, hafif ve dayanıklı bir versiyonun karşımıza çıkabileceğini söylüyor. Bilim insanları cihazın askeri amaçlarla değil, tarımda polinasyon veya deprem sonrası göçük altında insan bulma gibi "insani" senaryolarla öne çıkarıldığını söylüyor. Yine de insan zihninde ilk canlanan görüntü, doğaya bırakılmış "görünmez casus sürüleri". Yada daha da ileride, insandan daha güçlü başka başka hayvan türleri… Bu durumun işin felsefi tarafı da var elbette. Bir arının beyin sinyallerine müdahale etmek, onu kendi doğasından koparmak anlamına geliyor. Bir yandan bakınca bu teknolojinin bir çocuğun enkaz altından çıkarılmasına yarayacaksa harika bir teknoloji olarak görünüyor. Diğer yandan da doğanın özgür canlılarını birer alete dönüştürmek, insanın hırslarının sınırını daha da yukarı taşıyacağı aşikar. Bu gerçekleşirse belki de yıllar sonra kimse sokaktaki hayvanlara bile güvenemeyecek. Geleceğin Resmi Bugün drone'lar, daha önce de belirttiğim gibi askeri keşifte, tarımda, kargoların ulaştırılmasında kullanılıyor. Ama onlar fark ediliyor, ses çıkarıyor, radara yakalanıyor. Oysa arılar sessiz, doğal, uyumlu. Cyborg arılar, belki de görünmezliğin ve mikro casusluğun yeni boyutu. Daha da ileriye gidelim. Arıların koloni zekâsı düşünülürse, yüzlerce cyborg arının aynı anda kontrol edildiği bir senaryo çok ürkütücü olurdu. Casus arılar hikâyesi, teknoloji tarihindeki dönüm noktalarından biri olmaya aday. Çünkü bu kez mesele büyük makineler, dev yazılımlar değil, kanat çırpan küçücük bir canlı. Ve insanlık, ilk kez doğanın en küçük oyuncularını kendi senaryosuna yazmayı deniyor. Bir gün gördüğümüz bir arının gerçekten bir arı mı, yoksa insan eliyle yönlendirilen bir "biyolojik robot" mu olduğunu ayırt edemeyeceğiz belki. İşte o an, teknoloji ile doğa arasındaki çizginin gerçekten silindiği an olacak.
Doğrudan satışta yeni oyun kuralları
17-08-2025 
YAPAY ZEKA İLE GİYSİYİ ÜZERİNİZDE DENEYİN
27-07-2025 
Yapay zeka arkadaşlıklarının karanlık yüzü
20-07-2025 
Yapay zeka hızlandırıyor, beyin yavaşlıyor
22-06-2025 
Sağlıkta yapay zeka devrimi
29-06-2025 
Akıllı, şık ve daha yakın bir deneyim
15-06-2025 
Teknoloji fuarı SDN TECH EXPO 2025
06-07-2025 
YAPAY ZEKA İLE GİYSİYİ ÜZERİNİZDE DENEYİN
27-07-2025 