Kudüs'ün Roma İmparatorluğu hakimiyetinde olduğu yıllar... O dönemde geçen ve sinema tarihinin önemli epik filmlerinden Ben-Hur'da yer alan şu cümle, günümüz siyaset arenasına dair çok şey söylüyor: "Bu Roma'nın dünyası. Yaşamak istiyorsan onun bir parçası olmalısın."
Yahudi Judah Ben-Hur ile Kudüs'e atanan Romalı komutan Messala arasındaki mücadele filmin merkezinde yer alır. Ancak film, yalnızca bir intikam ya da kişisel kurtuluş hikayesi değildir; aynı zamanda gücün nasıl tahakküme dönüştüğünü anlatan zamansız bir politik alegoridir.
William Wyler'ın yönettiği film, Roma İmparatorluğu'nun dünyayı "medeniyet" adına hizaya soktuğu bir dönemde geçer. Alt metinde ise tam bir Hristiyanlık propagandası söz konusudur. Alt metin okumalarını bir yana bırakacak olursak, yukarıda hatırlattığım cümle imparatorluk zihniyetinin kristalize olmuş halidir: bu söz, tarihin her döneminde güç karşısında sindirilen tüm halklara söylenmiştir. Günümüz siyasi erkleri de - Filistin'de, İran'da, Venezuela'da - Romalı komutanlarla benzer şeyleri söylüyor aslında.
Roma hukuku, mimarisi ve edebiyatı, 1959 tarihli filmde "insanlığın şerefi" olarak yüceltilir. Batı dünyası bugün de benzer bir tavır içinde değil mi Ne var ki bu görkemin ardında, fethedilen şehirlerin yıkımı, halkların boyun eğdirilmesi ve "barbar" ilan edilenlerin susturulması vardır. Roma, ele geçirdiği topraklarda eskiyi yok eder, yerine kendi düzenini inşa eder.

24