Edebiyatımızın vakur çınarı Ahmet Kabaklı ve milli teknoloji hamlesinin öncüsü Özdemir Bayraktar... Her ne kadar farklı yollarda yürümüş olsalar da aynı istikamete giden bu iki ismin yakın tarihimizde müstesna bir yeri var.
1990'lı yıllarda Türk Edebiyatı Vakfı'nın Sultanahmet'teki tarihi binasında düzenlenen Çarşamba Sohbetleri, adeta görünmeyen bir edebiyat fakültesiydi. Bu sohbetlerin sunumunu bizzat Ahmet Kabaklı yapar; dönemin mühim fikir ve sanat insanları bu meclislerde söz alırdı. Münevver Ayaşlı'yı, Alev Alatlı'yı ilk burada tanımıştım. Edeple gelinen, edeple karşılanılan bu mekanda çaylar ikram edilir, simitler paylaşılır; ama asıl ikram, insanî münasebetlerin inceliğiydi. İstanbul hanımefendilerinden ve beyefendilerinden, farkına varmadan bir terbiye, bir duruş öğrenilirdi.
25 yıl önce vefat eden Ahmet Kabaklı, yalnızca eserleriyle değil, kurduğu müesseselerle ve yetiştirdiği insanlarla da bir mektepti. Türk Edebiyatı Vakfı ve Türk Edebiyatı dergisi, genç kalemler için bir sığınak, bir istikamet pusulası oldu. "Şeyhül Muharririn" unvanını boşuna taşımıyordu; o, kalemiyle olduğu kadar ahlakıyla da yol gösteren bir örnek şahsiyeti temsil ediyordu. Hakkında açılan davalara rağmen yazmaktan asla vazgeçmedi. Milli kültürü ve manevi değerleri savunarak Anadolu insanının sesi oldu.
Diğer kanatta ise, çağımızın diliyle konuşan ama kökleri bu toprakların ruhuna yaslanan bir başka öncü vardı: Özdemir Bayraktar. Bugün anısına hazırlanan ve izleyiciyle buluşan belgesel, onun yalnızca bir mühendis değil, bir dava adamı olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Üç yıl süren titiz bir çalışmayla hazırlanan belgesel ve eş zamanlı yayımlanan "Bu Dünyadan Bir Akıncı Geçti" kitabı, Bayraktar'ın Türkiye'nin milli insansız hava araçları serüvenindeki öncü rolünü bütün açıklığıyla ortaya koyuyor.
Özdemir Bayraktar'ın hikayesi, imkansız denilenin karşısında yılmayan bir iradenin hikayesidir. Bürokratik engeller, ambargolar, küçümsemeler... İHA'ların, SİHA'ların tekerine takoz koymaya çalışanlara karşı mücadele etti. Hepsine karşı bilgiyle, sabırla ve vatan sevgisiyle direnmiş bir mühendisin iz bırakan mücadelesidir bu. Belgeselde yer alan askerlerin, bilim insanlarının ve yol arkadaşlarının tanıklıkları, onun yalnızca teknoloji üreten değil, insan yetiştiren bir şahsiyet olduğunu da gösterir. İzlemenizi tavsiye ederim.

16