Sömürgecilik ölmedi, kılık değiştirdi

Anadolu ve dünyanın dört bir yanından kaçırılan tarihi eserler iade edilse bugün Avrupa'nın o meşhur müzeleri epeyce boş kalırdı.

Benzer şekilde; tarih boyunca sömürgecilikle elde edilen zenginlik asıl sahiplerine nispiyle geri dönse, o ışıltılı bulvarlar ve görkemli yapılar da sönüp giderdi.

Batı, bu refahı kendi topraklarında filizlendirmemiş; dünyanın geri kalanını yağmalayarak inşa etmiştir. İşte, bu ışıltılı vitrinin gizlediği karanlık gerçek...

Bugün Paris'in, Londra'nın veya Brüksel'in sokaklarında atılan her adımın altında; Afrika'nın madenlerinden sökülen elmasların, Hindistan'ın yağmalanan dokuma tezgahlarının ve Latin Amerika'nın kesik damarlarından akan kanın izi var.

Avrupalı "efendiler" kendilerine demokrasi ve insan hakları üzerine bir cennet kurarken, bu cennetin faturasını Kongo'da elleri kesilen çocuklara ve zincirlenmiş kölelere kestiler.

(Kuruluşunda bile milyonlarca yerlinin kanı olan ABD, bugün dahi dünya ticaret yollarına çökmenin derdinde.)

Tarihçilerin belirttiği gibi Sanayi Devrimi sadece bir teknoloji başarısı değil, dünyanın iliğini kemiğini sömüren devasa bir öğütücüydü.

Ancak sömürgeciliğin bittiğini sanmak büyük bir yanılgı olur. Sömürgecilik ölmedi, sadece kılık değiştirdi. Bugün "yeni nesil kolonileşme" süreci, bilgi teknolojileri ve veri kontrolü üzerinden yürütülüyor. Artık toprakları zapt etmek için ordulara ihtiyaç duyulmuyor; bilgiyi elinde tutanlar, doğrudan insan zihnini hedef alıyor.

İşte tam bu noktada, İstanbul çok kritik bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Atatürk Kültür Merkezi'nde (AKM) düzenlenen "World Decolonization Forum 2026", sömürgeciliğin geçmişteki coğrafi işgalinden bugün yapay zekaya uzanan görünmeyen mekanizmalarına kadar her şeyi masaya yatırıyor.

500 YILLIK YARALI HAFIZA

Etkinliği düzenleyen Enstitü Sosyal Genel Koordinatörü Dr. İpek Coşkun Armağan, forumun sadece akademik bir platformla sınırlı kalmasını istemediklerini belirterek, sömürgeciliğin o "500 yıllık yaralı hafızasını" toplumun her kesimine ulaştırmak için sanatın gücünden yararlandıklarını vurguluyor. NUN Eğitim ve Kültür Vakfı ile Enstitü Sosyal himayesinde hazırlanan "İnsanlığın Yükü: Dekolonizasyonun Bugünü" sergisi, tam da bu amaca hizmet ediyor.