İlahiyat profesörü Ali Murat Daryal, akademik kimliğinin yanı sıra "şahsına münhasır" kişiliğiyle de iz bırakmış bir isimdi. Kendisi hem İslami ilimler hem psikoloji hem de Arap-Fars filolojisi üzerine eğitim almış çok yönlü bir münevverdi. Medyada çok sık görünmese de özellikle kurban ve din psikolojisi konularında verdiği derinlikli mülakatlar, akademik çevrelerde ve dindar entelektüel kesimde büyük yankı uyandırmıştı.
1990'lı yıllarda, yeni baskısı yapılan "Kurban Kesmenin Psikolojik ve Metafizik Temelleri" (Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Vakfı Yayınları) kitabı üzerine kendisiyle bir söyleşi gerçekleştirmiştik. Beni evinde ağırladığı o gün anlattıkları hala hatırımda
Türkiye'de kurban ibadetinin "çağdışılık" veya "vahşet" olarak nitelendirildiği tartışmaların çok yoğun olduğu yıllardı. Halen de böylesi görüşler ileri sürülmektedir.
Din psikolojisi dendiğinde Türkiye'de akla gelen ilk isimlerden biri olan Profesör Daryal, mülakatımızda modern dünyanın kurban meselesini anlamaktan uzak olduğunu belirterek, "Eğer bu kan akıtılmazsa, o biriken enerji insan kanı olarak akar" uyarısında bulunmuştu.
2017 yılında ebedi aleme irtihal eden Daryal'ın akademik kariyeri boyunca savunduğu "insandaki saldırganlık enerjisinin (agresyon) kurban yoluyla meşru bir zemine aktarılması" tezi, bu röportaj sayesinde gazete manşetlerine taşınarak geniş kitlelere ulaşmıştı.
Daryal, bu kıymetli eseriyle yüzyıllardır süregelen bir ibadeti modern psikolojinin merceği altına alıyordu. Kurbanı sadece fıkhi bir borç veya sosyal bir yardımlaşma aracı olarak görmüyor; insanın iç dünyasındaki fırtınaları dindiren, onu arındıran ve varoluşsal kaygılarını tedavi eden psikolojik bir mekanizma olarak tanımlıyordu.
Şimdilerde Yasin Aktay'ın yeni çıkan "İsmail'in Gülüşü" (Beyan Yayınları) kitabını okurken, geçmişte yaptığımız bu sarsıcı mülakat hafızamın bir köşesinden çıkageldi. Daryal'ın geçmişte "toplumsal şiddeti önleme" vurgusuyla yaptığı hayati uyarı, Aktay'ın kitabında "teo-politik bir direniş ve neşe" formuna bürünerek bugünün dünyasına cevap veriyor. Adeta Daryal o gün "tedavi" reçetesini yazmış, Aktay ise bugün o reçeteyle ayağa kalkan insanın "yürüyüşünü" anlatıyor diyebiliriz.

37