Bir kitap düşünün ki insanın sadece zihnine değil, kalbine de hitap etsin.
Bir kitap düşünün ki kısa fakat insanın ruhunu silkeleyen; hayatın karmaşası içinde asıl yönümüzü hatırlatan bir pusula olsun. İnsanla Rabbi arasında şaşırtıcı derecede güçlü ve sıcak bağlar kursun. Umutsuzluğa düşenlere umut kapılarını açsın.
Bir kitap düşünün ki kendimizi yalnız hissettiğimizde, bize şah damarımızdan daha yakın olanın dostluğunu müjdelesin.
Medya gürültüsünün ruhları sağırlaştırdığı, benlik davasının kalpleri çoraklaştırdığı bu aşırı hız çağında bizi durmaya, düşünmeye ve kainata yeniden bakmaya davet eden bir kitap var: Hikem-i Ataiyye...
İbn Ataullah el-İskenderî'nin çağlara sığmayan hikmetli öğütler kitabı...
Yakın zamanda yeni bir tercümesi yayımlandı. Sufi Kitap'tan... Usta mütercim Cemal Aydın'ın notlarıyla...
"Açıklamalı Sufi Bilgelikleri" alt başlığıyla yayımlanan Hikem-i Ataiyye, İslam düşünce tarihinin en etkili hikmet eserlerinden biri olarak kabul ediliyor. Eserin gücü, tasavvufun ince hakikatlerini sade fakat sarsıcı ifadelerle dile getirmesinden geliyor.
Mesela İbn Ataullah, insanın kusurlarını örten ilahî rahmeti öyle çarpıcı bir dille hatırlatır ki okur ister istemez kendi nefsine dönüp bakar: "Eğer Allah, senin iç dünyandaki karanlıkları, niyetlerindeki bozuklukları veya geçmişteki hatalarını insanlara gösterseydi, kimse sana selam bile vermezdi." Ardından da övgü karşısındaki tavrımızı düzeltir: "Birisi seni övdüğünde gururlanma; aksine, 'Yarabbi, benim gerçek halimi onlara göstermeyip beni bu güzel sıfatla örttüğün için Sana hamdolsun' diyerek mahcubiyet duy."
Kısa fakat son derece derin anlamlar taşıyan vecizeleriyle Hikem-i Ataiyye yalnızca bir ahlak ve irfan kitabı değil; aynı zamanda insanın iç dünyasına açılan bir tefekkür rehberi, Kur'an ve sünnet ışığında şekillenen manevî terbiyenin seçkin metinlerinden biri...
Bu hikmetlerin en dikkat çekici taraflarından biri de insanı ameline güvenmekten sakındırmasıdır. İbn Ataullah'ın şu sözü, tasavvuf terbiyesinin özünü birkaç cümlede özetler: "İbadetine güvenmek, günahından korkmaktan daha büyük bir risktir. Secdeden kalktığında 'Ne güzel kul oldum' diye düşünmektense, 'Bu noksan secdemi nasıl huzuruna kabul etti' diye hayret ve mahcubiyet duymak asıl kulluktur."
Bu nedenle Hikem-i Ataiyye, yalnızca bir dönemin değil, bütün çağların insanına hitap eden evrensel bir irfan mirası olarak değerlendirilir.

6