Grammy ödüllü ABD'li rap sanatçısı Macklemore, İngiliz müzisyen Ed Sheeran'ın ABD turnesi kapsamında stadyumu dolduran binlerce kişinin karşısına geçti ve amfiyi sarsan o iki kelimeyi haykırdı: "Özgür Filistin!"
Filistin'e destek amacıyla çıkardığı "Hind's Hall" parçasını seslendirmeden hemen önce mikrofonu eline alan sanatçı, duruşunu şu cümlelerle özetledi: "Bu turneye çıkmak istememin en büyük sebeplerinden biri de işte böyle stadyumlarda ayağa kalkıp kalbimde önemli yer tutan iki kelimeyi zikretmek: Özgür Filistin. Bu sözlerin açık ve net bir şekilde yankılanmasını istiyorum ki Gazze'den işgal altındaki Batı Şeria'ya kadar herkes, onları unutmadığımızı bilsin."
Macklemore'un bu cesur duruşu, ABD'deki Siyonist çevreleri çılgına çevirdi. İsrail-Amerikan Konseyi (IAC) vakit kaybetmeden düğmeye bastı ve sanatçının Ed Sheeran turnesinden tamamen çıkarılması talebiyle imza kampanyası başlattı.
Aynı baskı mekanizması sinema dünyasında da işliyor. Filistin'e desteğiyle tanınan Oscar ödüllü oyuncu Susan Sarandon'ın ajansı, sanatçıyla yollarını tek kalemde ayırdı; rol teklifleri birer birer geri çekildi. Siyonist lobi elindeki her gücü şantaj silahı gibi kullanıyor, insanların vicdanını ekonomik ve kariyer tehditleriyle ezmeye çalışıyorlar: "Ya susarsın ya da seni işsiz bırakırız."
Fakat bu baskı düzeni artık derinden çatırdıyor.
Sahnelerden yükselen itiraz çığlığı önce sokaklara, ardından diplomasinin koridorlarına kadar ulaşıyor. Bu çığlığa yıllardır kulaklarını tıkayan devletler bile toplumdan gelen dip dalgasına (şu veya bu sebeple) kayıtsız kalamıyor. Nitekim İngiltere, Fransa, İspanya ve Kanada'nın da aralarında bulunduğu 12 ülke tarihi bir adım atarak işgal altındaki Filistin topraklarında bulunan yasa dışı İsrail işgalcileriyle (onlar yerleşimci diyor) ticareti yasakladı. İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband tabloyu oldukça net özetledi: "Batı Şeria'da etnik temizlik yapılıyor."

26