Hikayelerin savaşı

Bedir Acar
Bugün
10

Günümüz dünyasında savaşlar artık sadece cephede, namluların ucunda verilmiyor; asıl büyük çarpışma anlatılar ve algılar üzerinden yürütülüyor.

İnsanoğlu var olduğu günden beri hikayeler anlattı, onlara inandı ve hatta o hikayeler uğruna canını verdi. Ancak ne yazık ki tarihi de, bu hikayeleri de her zaman masanın güçlü tarafında oturanlar yazdı. Özellikle de uluslararası siyaset arenasında...

Örneğin, Yahudi soykırımı üzerinden on yıllardır adeta bir "mağduriyet estetiğiyle" örülen Batı anlatısı; edebiyattan sinemaya, müzelerden siyaset kürsülerine kadar her alanı kuşatmış durumda. Öyle bir kuşatma ki bu, Fransız düşünür Roger Garaudy sırf bu "İsrail mitini" sorgulamaya cüret ettiği için koca bir Avrupa tarafından entelektüel bir aforozla yüzleşti, adeta yok sayıldı.

Geçen hafta İstanbul'da düzenlenen World Decolonization Forum, tam da emperyalizmin zihnimize vurduğu bu prangaları kırmak adına mühim bir adımdı. Forumun en sarsıcı çıkışlarından biri, İranlı ünlü yönetmen Mecid Mecidi'den geldi. Mecidi, modern dünyanın en büyük illüzyonunu şu sözlerle deşifre ediyordu:

"Hikayeyi yazan Batı medyası olduğu için, bizler yıllarca Filistin ve İran halkının 'vahşi ve terörist' olduğuna inandırıldık. Ancak zaman, asıl katillerin o kalemi tutanlar olduğunu ispatladı."

Sinemanın çok boyutlu ve sarsıcı gücünü Batı'nın bir hegemonya aracına dönüştürdüğünü söyleyen Mecidi, çok önemli bir noktaya parmak basıyor: İsrail'in her yıl piyasaya sürdüğü Holokost temalı filmler sadece geçmişi anmıyor; aksine, bugünkü saldırganlıkları meşrulaştıran bir "ebedi savunma hakkı" kalkanı inşa ediyor. Kısacası sömürülen şey sadece topraklar değil, milyarlarca insanın algısı.

Sektörün içinden bir isim olan yapımcı Mehmet Bozdağ'ın özeleştirisi ise bu zihinsel sömürünün içimizdeki yansımasını gösteriyor. Kanallara "naif bir aile hikayesi" götürüldüğünde "bu tutmaz" yanıtını veren televizyon yöneticisi, aslında zihni sömürgeleştirilmiş bir figürden başkası değil. Temiz hikayelerin reyting ve gişe uğruna feda ediliyor olması toplumun kendi köklerine yabancılaşmasının önünü açıyor.