TürkMedya bünyesinde yer alan Star gazetesi, bundan 12 yıl önce Necip Fazıl Ödülleri'ni vermeye başladığında, edebiyat kamuoyunun zihninde şu soru dolaşıyordu: Acaba bu ödül uzun soluklu olacak mı
Bugün gelinen noktada, ödüller 12. kez sahiplerine tevdi edildi ve şükür ki, başladığı günden bu yana belki de en çok konuşulan, kamuoyunda karşılık bulan ödüllerden biri haline geldi.
Bu başarıda yöneticilerimizin süreklilik arz eden kurumsal iradesi var.
Yanı sıra ödül törenlerine ilk yıldan itibaren istikrarlı biçimde katılan Cumhurbaşkanımızın teveccühleri... Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın desteği... Böylelikle Necip Fazıl Ödülleri, en yüksek düzeyde temsil imkanı kazandı.
Öte yandan bu ödüller, ülkemizde sanatın ve edebiyatın görünürlüğünü artıran önemli bir işlev üstlendi. Ödül alan sanatçılar ve eserleri daha geniş çevrelerde konuşulur hale geldi. Dahası, uzun yıllar belli mahfillerin uhdesindeymiş gibi duran ödül mekanizmasına daha adil ve kapsayıcı bir anlayış hakim oldu. Susturulmak istenmiş, baskılanmış bir kesimin sanatçılarına hak ettikleri değer teslim edildi.
Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan'ın törende yaptığı konuşmadan bir cümle: 'Türkiye dış politika, savunma sanayisi ve ekonomide olduğu gibi kültür sanatta da zincirlerini kırıyor.'
9 Ocak'ta gerçekleştirilen ödül törenine katılan edebiyatçıların, sanatçıların ve yazarların çokluğu da dikkat çekiciydi. Konuştuğum, selamlaştığım isimlerin hemen hepsi, ödüllerin kalıcı bir hüviyet kazanmasından ve organizasyonun kusursuzluğundan (Kurumsal İletişim Direktörlüğümüzün ellerine sağlık) duydukları memnuniyeti dile getiriyordu. Aynı memnuniyet, bu yıl törene dair sosyal medya paylaşımlarındaki belirgin artışta da kendini gösterdi.
Üstadın,
"Tohum saç, bitmezse toprak utansın! / Hedefe varmayan mızrak utansın!" dizelerinde ifade ettiği gibi, halisane bir niyetle çıkılan bu yolda maya tutmuş, mızrak hedefe ulaşmıştır.
Sanata ve edebiyata gönül vermiş; siyaset kürsülerini şiirle buluşturmuş; ülkemize AKM, İstanbul Modern, Tophane-i Âmire, Yunus Emre Enstitüleri gibi sanat kurumları kazandırmış; gerek yurt içinde gerek gönül coğrafyamızda nice tarihî eseri yeniden ayağa kaldırmış bir Cumhurbaşkanına sahip olmak da ayrıca şükür vesilesidir.
Bu vesileyle bir hususa daha değinmek isterim:
Necip Fazıl Ödülleri törenlerine katılan konuklara ve gazetemiz Akşam ile birlikte okurlarımıza hediye edilen Necip Fazıl Özel Eki için yazdığım 'Akşamı getiren sesleri dinle' başlıklı yazı vesilesiyle epeyce mesaj aldım.
Yazıda, Üstadın bir şiirinden bestelenen "Akşamı Getiren Sesleri Dinle" adlı şarkıdan bahsetmiştim.
Akşamı getiren sesleri dinle,
Dinle de gönlümü alıver gitsin.
Saçlarımdan tutup kor gözlerinle,
Yaşlı gözlerime dalıver gitsin.
Ümidim yılların seline düştü,
Saçının en titrek teline düştü,
Kuru yaprak gibi eline düştü,
İstersen rüzgara salıver gitsin.
Akşamın hüznünü çağıran ve vedanın zarif kederiyle örülmüş bu şiir, Hüseyin Gökmen tarafından Nihavent makamında bestelenmiştir.

18