Edebiyatın kapağı sahipsiz mi

Bedir Acar
Bugün
15

Yaşayan en büyük hikayecilerimizden Mustafa Kutlu'nun Bahtımın Yıldızı adlı yeni kitabı vesilesiyle dokuz yıl önceki itirazımı bir kez daha hatırlatıyorum.

Dergah Yayınları, kitabı "gönülleri ısıtacak yeni bir hikaye" sözleriyle duyurdu. Ne var ki kapak tasarımı sosyal medyada kitabın içeriğinin önüne geçti. Pek çok okur kapağı beğenmedi; bet, ruhsuz ve zevksiz buldu.

Mustafa Kutlu okurunun itirazı anlaşılabilir. İnsan, dünyasına aşina olduğu bir yazarın yeni kitabında yalnızca güzel bir hikaye değil, o hikayeye yakışan bir kapak da görmek ister. Çünkü kitap kapağı alelade bir kılıf değildir. Hal böyleyken insan sormadan edemiyor: Edebiyatı estetikten bu kadar kolay ayırabilir misiniz Hiç mi bir editör, tasarımcı ya da yayın yönetmeni çıkıp "Bu kapak yazarımızın dünyasına yakışıyor mu" diye sormaz

17 Ekim 2017'de edebiyat dergilerinin kapaklarındaki özensizliği eleştiren (Dergilere Kapak Olsun başlıklı) bir yazı yazmıştım. Bazı dergi yöneticilerinden teşekkür aldım; bazıları da yüzüme karşı haklı olduğumu söyledikten sonra şahsen bulunmadığım ortamlarda çokbilmişliğimden dem vurmuşlardı. Canları sağ olsun! Mesele şahıslar değil, yapılan işti.

O gün de söylüyordum: Kapak bir vitrindir; içeriğe dair ipuçları verir, okuru davet eder, bazen tek bir çizgiyle çok şey anlatır.

Gelgelelim edebiyat dergilerinde yıllardır benzer bir manzarayla karşılaşıyoruz: Sonbaharda sararmış bir yaprak, ilkbaharda tomurcuklanmış bir dal, menekşe, lale, hanımeli... Biraz hüzün, biraz romantizm, biraz da alışılmış görsel kalıplar. Bu mudur kapak tasarımı Dokuz yıl önce dergiler için sorduğum soruları bugün kitaplar için de sormak gerekiyor.

Yapay zeka elbette başlı başına bir düşman değil; doğru kullanıldığında bir araçtır. Fakat bir yayınevi kapağını yapay zekaya hazırlattığında, ortaya çıkan görselin eserin ruhuna uygunluğunu kim değerlendirecek Klişeleri kim sorgulayacak, yazarın dünyasıyla kapak arasındaki bağı kim kuracak

Mustafa Kutlu'nun hikayeleri yalnızca olaylardan ibaret değildir. Sıradan görünen hayatların içindeki ayrıntılardan büyük hikayeler çıkarır; bazen bir eşya, bazen küçük bir hareket bütün bir hikayenin yükünü taşır.